Açık bırakmıştı Hanife odanın lambasını. Yeni gitmişti belki de hovardası. Bir utanma vardı ışıkta, kızarıyor arada kararıyordu. Belki de aldanıyor Elmas'ın düşman arayan gözleri. Saksılarda çiçekler utanıyor, korkuyor boyun bükerek: 'masumuz biz!' diyorlardı. Karanfil : 'Hor bakma bana Elmas, Allah 'tandır yüzümün kızarışı. Ne ettiyse karın etti, kötü insanlara koklattı bizi. İşte sen de suyumuzu kestin bizim. Sen bari kıyma Elmas aga bize! Sonra biricik biricik solarız. Yaprak yaprak dökülürüz saksılara. Çiçekler müjdeler insanlara sabahı. Baharın geldiğini bizden öğrenirsiniz. Kadın da tıpkı bir çiçektir Elmas! Ama yalnız kocasına helal, onu kocasından başkası katiyen koklayamaz.'
Vanlmak istenen yer de, muhalifsiz hükümet et mek ... Çok düşündüm, muhalefetsiz hükümet etmek is teği, Devleti ôlet ederek, hiçbir ceza korkusu duymadan bol bol suc işleme zevkinden geliyor. Ceza görmemek güvenini sağlayıp keyfince en namussuz suçları işleyeceksin .. . işte insanoğlunun düşebileceği en sefil çlrkef çukuru ... Birkez bu yokuştan teker meker kaymaya başladın mı. olduğundan yüz kat. bin kat kıyıcı kesilirsin. Canavarlaşırsın. Her an alçaklık etmekten artık kendini cekemezsin! Önüne çıkanları. bir korkulu rüyada, kara koncolostan kurtulmono biricik engel görürsün. Ezmeden gecemeyeceğine inanırsın. Kızarsın. Kızmaktan da öte bişeydir bu ... Kızmak insancıl bir duygudur. Oysa artık sen insanlıktan çıkmışsındır.