Siyah daktilonun şaryosu saman kâğıdın bu son kelimeleri üzerinde x işaretini art arda bırakarak sola doğru akıyordu. Yok.. böyle değil, diye mırıldandı adam. Ahşap sandalyesini gıcırdatarak geri yaslandı, kollarını birbirine doladı. Gözleri, havasız, loş ışığın esiri olmuş odasında daktilosuna takıldı kaldı. Gözlüğünün üzerinden daktilodaki kâğıdı süzdü. Son yazdığı cümlenin böyle bitmesi içine sinmemişti, bekledi.
Kollarını çözdü, altındaki köhne sandalyesini itip masaya sokuldu tekrar. Son cümlenin son harfini de x’ledi, cümleyi şöyle bitirdi: ‘… bu geç vakitlerde arabalar, içlerindeki birer ikişer kişiyle bir bilinmeyene doğru hızla yol alıyordu.’ Nihayet tabülatör, şaryoyu tam da yerinde durdurmuştu ve yazı, bu geceki mesaisinin sonuna gelmişti.