Hızlı adımlarla köşeyi dönünce takip edildiğini bilmesine rağmen duraksamıştı. Sağ elini yanı başındaki duvara dayadı, bir vakit soluklandı. Sonra ardına bakmadan yoluna koyuldu. İlk sağdan dönerek yukarı uzanan sokak arası yolda seri şekilde koşturuyordu. Bacaklarından birini altına almış halde oturan dilencinin önünden geçmekteydi. Gözü ona ilişti. Dilenci kendisine: “Badem bulan, kabuğu neylesin!” deyiverdi. O da dilencinin işaret ettiği tarafa koşturarak yöneldi. Gökyüzü her zamankinden daha bulanık, rüzgâr serin serin esiyordu. Yağmur damlaları dar sokaklardaki taş yolları ıslatırken adam, kendisine açılan kapıdan girdi, gözden kayboldu.