Himmet Dağlı

TOPRAK VE ATEŞ Ve arzdan alınan toprak, yapışkan bir çamur haline getirildi.. ısıtıldı.. sonra kokuşmuş bir balçık olana kadar kendi haline bırakıldı. Şekle büründürüldü nihayet; şöyle sertçe vurulunca kuru çömlek misali ses yükseliyordu ondan. Kaskatı kesilmiş, öylece yerde yatırılıyordu. Asi ruh.. geldi etrafında dolaştı çok zaman.. geldi gitti.. yine geldi ve yatana öylece bakakaldı. Ağzından girip burnundan çıktı, şöyle düşündü: Onda zayıflıklar var.. alt ederim elbet onu. Sonsuz ruhtan üfürüldü ona; yaratılanlar oldukları yerde o lahzada yüzüstü kapandı. Yaratılmışlardan tek biri, asi ruh öylece kalakaldı ayakta. Böbürlenerek şöyle seslendi: Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın, dedi. Öyle dedi ve cismin, ruhaniyetin önünde olduğunu kabullendi. Asilerin başı olarak pek yüksek bir mertebeden kovulmuştu. Yerde öylece yatanın tekrar dirilip bir kez daha kalkacağı zamana dek mühlet istedi; Azazil adını bırakıp İblis olarak kıyamete kadar bütün lanetleri üzerine aldı ve böylece ana yurttan çıkarıldı. İblis, sonsuz ruhun izzetine, şerefine yemin etti, tüm kinini kusarak ilahî huzurdan ayrıldı. (Altın Elbiseli Adam-Pazırık Halısı-Gümüş Kâse üçlemesinde kadim milletimizin ortak yazgısı.. Soluksuz kovalamacada sırrına rücû edecek hakikatten satır aralarına düşenler...)
Cinius Yayınlarından·Kitabı okudu
Reklam
Zarife sonsuza dek gitmişti. Bir teselliden arta kalan avuçluk sevgisiyle sonsuza dek yok olmuştu... Ben onun bakışlarında tutukluydum, o ise benim sahiplenemeyişimin altında erimişti.
Cinius Yayınevi·Kitabı okudu
Evet, bir hükümlüydüm ben. Vebalim alnımın ortasına yazılmış, onu bir çuval gibi sırtımda taşıyordum. Geçmişin bir yerlerinde sahip çıkamadığım bir şeyin cezasıydı bu yaşadıklarım.
Cinius Yayınlarından·Kitabı okudu
Şef, itfaiye erinin kendisiyle dalga geçtiğini düşünmüştü. Ona haddini bildirmesine bildirirdi ya, şimdi yangının orta yerinde bunun hiç sırasının olmadığını düşünüyordu. Ere: “İyi bak hayvan.. iyi baksana.. Ben özgür müyüm yoksa özgün mü? Nihahi kararını ver, ona göre söyle. Zira tutanağa yanlış geçmesini istemem.” dedi sırıtırcasına.
Cinius Yayınlarından·Kitabı okudu
Zemini, üzerinde yüründükçe çıtırtısı yükselen ahşap kaplama hanede iki yerde mum ışığı ortalığı güçlükle aydınlatmaya çalışıyordu şimdi. Camlardan birkaçı kırıktı, evin içerisinde hâsıl olan cereyan, bu mumların ikisini de söndürmekle tehdit ediyordu. Alevler hanenin duvarlarında lisânı halleriyle üşüyerek titriyordu.
Cinius Yayınlarından·Kitabı okudu
Reklam