Ben merhamet dilencisiyim.
Kolumda sargılar taşımıyorum, paçavralar içinde gezmiyorum, kimsenin anlamadığı ince metodlarım var , gecekonduda oturuyorum, seviyemin altında yaşıyorum.
Komiser : (Yer gösterir.) Buyrun oturun.
Schlick: Teşekkür ederim. (Oturur) İnsan cani de olsa saygı gösterilmeli değil mi ? Çünkü efendim insan cani olunca kendine saygısını kaybediyor. Daha doğrusu, kendisine saygısını kaybedince cani oluyor . Ona bu saygıyı kazandırmak için adalet ona karşı özenle davranmalı, ister karakolda olsun ister hapishanede, bir yer gösterilmeli.
“ … üç yanı denizlerle çevrilmiş olan ülkemizin…”
“ iki buçuk yanıdır oğlum Salim .”
“O ne demek oluyor Hikmet Amca ?”
“Güney sınırlarımızın yarısı karadır da ondan.”
Beni bu kadar seven ve ikidebir kollarını boynuma saran bu kadın neden böyle önemsiz bir mesele için beni azarlamıştı ?
İyi niyetlerle iyi eserler verilemeyeceğini neden hatırlatmıştı ? Neden neden neden albayım ?
Onun yani Sevgi’nin tabirleriyle konuşuyordum, kendi kendime bile, mahcup etmeyin demiyordum.
“ Kendimle konuşurken bile onun hoşuna gitmeye çalışıyordum. “