Annemi düşünmeye başladım. Ne kadar zaman olmuştu kendisiyle konuşmayalı. Onu çok özlemiştim. Keşke yanımda olsa da biraz yüzüne baksam dedim. Anne dur şurada biraz yüzüne bakacağım desem hiç sormazdı niye böyle bir şey yaptığımı. Beklerdi karşımda ben bakayım diye. Ben de herkes kadar hayırsız bir evlattım sanırım. Ama anneme sorsan öyle demezdi. “Olur mu yavrum nereden çıkarıyorsun?” derdi. Nereden çıkardığımı ben de bilmiyorum ama böyle şeyler yerinde durmuyor ne yazık ki. Mutlaka çıkıyor bir yerlerden.
Hatırlar mısın?
Mavi saçlı bir tanrı gibi severdim Burdur Gölü’nü
O göl şimdi içimde kocaman bir anne ölüsü
Vişne bahçeleriyle dolu,
Neşeli bir şehre benzerdi senin sesin.
Bazen ölmek istiyorum
Beni yeniden doğurman için
İri, ekşi bir vişne tanesi gibi.
Gözleri gözyaşlarından ve yağmurdan bulanmış halde jaguarın bedenini nehrin kıvrımına kadar iteledi. Sular hayvanı ormanın derinliklerine, beyaz adamın asla kirletemeyeceği yerlere, Amazon Nehri’nin sularına, akıntıların cesedi taşlara çarparak parçalayacağı ve insan denen aşağılık haşarattan ebediyen korunacağı bir dünyaya taşıdı.
Söz çok güçlü bir hükümdardır; küçücük ve tümüyle görünmez bir vücuda sahip olmasına rağmen en tanrısal işleri başarır. Korkuyu yok eder, acıyı yok eder, neşelendirir, şefkat duygularını güçlendirir.