İnsanın asla değişmeyeceği doğru muydu acaba? Gençliğinin -Lord Henry'nin deyişiyle gül goncası gençliğinin- o tertemiz saflığını deli gibi özlüyordu. Ruhunu kirletmiş, zihnini yozlaştırmış, hayal dünyasını korkularla doldurmuştu; başka insanları kötülüğe yöneltmiş, bundan da zalimce bir haz almıştı. Yolunun kesiştiği en temiz, en umut vaat eden hayatları özellikle seçip o insanları, insan içine çıkamayacak hale getirmişti. Bunlar telafi edilemez şeyler miydi? Dorian için hiç umut yok muydu yani?