Gerçi hayatta ne yaptığını bilen bir yetişkin değildim. Doğrusu yetişkin bile değildim. Olsam olsam bütünüyle tutarsız bir çocukluğun ipsiz sapsız neticesiydim.
Bazen yalnızlık her şeyi öyle seyreltir ki, duru bir bakışla görüp seçiverir insan kendine benzeyeni. Sonra ona sarılır ve bir daha asla bırakmak istemez.
Anlatmakta en az işe yarayan vasıta, kelimeler. İçleri mi boşaldı, hor mu kullandım yoksa sadece yaşlandım mı emin değilim. Bildiğim şu ki, artık kelimelere güvenecek, kendimi onlara emanet edecek safdil zamanları geçtim. Susmanın bir ifade biçimi olduğunu savunmuyorum, ben sadece anlatmayı denemekten vazgeçtim.
…mutsuzluk da bir iptila. Yalnızlıktan geberecek gibi hissetmek ya da suçluluk da. Hayat bu insanın başına her şey gelebilir. Hangimizin ruhunun neye yapışıp çürüyeceğini kim bilebilir?