Evet, evet, evet! Eğer kâinattan risâlet-i Muhammediyenin (asm) nuru çıksa, gitse, kâinat vefât edecek. Eğer Kur’ân gitse, kâinat divâne olacak ve küre-i arz kafasını, aklını kaybedecek, belki şuursuz kalmış olan başını bir seyyâreye çarpacak, bir Kıyâmeti koparacak.
Sözler,Onuncu Söz, Zeylin İkinci Parçası
İşte ey Risale-i Nur Şakirdleri ve Kur'ân'ın hizmetkârları! Sizler ve bizler öyle bir insân-ı kâmil ismine lâyık bir şahs-ı mânevînin âzâlarıyız. Ve hayât-ı ebediye içindeki saâdet-i ebediyeyi netice veren bir fabrikanın çarkları hükmündeyiz. Ve sâhil-i selâmet olan Dârü'sSelâm'a ümmet-i Muhammediyeyi (A.S.M.) çıkaran bir sefîne-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz. Elbette, dört ferdden bin yüz onbir kuvvet-i mânevîyeyi temin eden sırr-ı ihlâsı kazanmak ile, tesanüd ve ittihad-ı hakikîye muhtacız ve mecburuz.
İhlas Risalesi
Demek biz müflis olduğumuz halde, gayet zengin bir mücevherat dükkânının dellâlı ve birer hizmetçisi olmuşuz. Cenab-ı Hak fazl u keremiyle, bu hizmet-i kudsiyede hâlisane, muhlisane bizi ve umum Risale-i Nur şakirdlerini daim muvaffak eylesin, âmîn.
(Kastamonu Lâhikası - Risale-i Nur)