“Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm.”
Bir insan hayatına sığan 3 binden fazla şiir...
Sevgiyi,hoşgörüyü,sabrı,dünyayı daha nicelerini şiirleriyle anlatan nasihatlerini şiirleriyle veren Derviş Yunus’un hikayesi.
Sitare...
Yıldız anlamına geliyordu.Asıl adı Elif olmasına rağmen eşine böyle seslenirdi Yunus.Çünkü gönlünün yıldızıydı.Ömrü boyunca Sitare’nin yıldız işlemeli heybesini yanından ayırmadı.Lime lime olsa bile...
Sevgiliye duyulan aşktan İlahi aşka geçisi anlatan bir kitaptı.Bu yolda kaybettiği büyük oğlu İbrahim’i ,Sitare’yi ebedi yolculuğa uğurladı.
Fakat küçük oğlu İsmail’i nerelerdeydi..
Kaybolmuştu..
Ömrü onun ateşiyle yanmakla geçti..
Taptuk kapısından yandıktan sonra yollara vurdu kendini.Hem irşat için,hem de canından bir can olan oğlu İsmail’i bulmak için.Bu yolda çok çile çekti.
Yaşadıkları,yaptığı hatalar, pişmanlıklar,çektiği çileler,sabrı kısacası herşeyiyle Yunus Emre ile karşılaşıyorsunuz bu eserde.
Yunus Emre’yi merak edenler İskender Pala’nın kaleminden çıkan bu eser size çoğu şeyi söyleyecektir.
Ben çok beğendim.
Öncelikle şunu belirtmek isterim.Kitap herkese hitap edebilecek bir kitap değil.Matematiğe ilgisi olan ya da bu alanda kendini yetiştirmiş kişilerin dikkatini çekecek bir kitap.Çünkü matematiksel ifadelere bolca yer verilmiş.
Kitapta matematiğin doğuşu anlatılıyor.Farklı bölgelerde matematiğin nasıl bir ihtiyaçla ortaya çıktığı ,ne amaçla kullanıldığı anlatılmış.Eserin adı da buradan geliyor aslında,sıfırdan derken ilk zamanlar kastediliyor.Yalnız sonsuza kısmı bana göre eksik kalmış.Çünkü matematik alanında son zamanlarda yapılan gelişmelerden bahsedilmemiş.
Ayrıca sürekli bilgi verir nitelikte olması da kitabın akıcılığını etkilemiş.Yer yer sıkılabilirsiniz.
Beklentilerimi tam olarak karşıladı diyemem ama bana kattıklarını da göz ardı edemem.
Kısacası ortalama bir kitap diyebiliriz.