Hanifenur Işık

Hanifenur Işık
@Hanife99
İsterseniz kitaplıklarınıza kilit vurun; ama zihnimin özgürlüğüne vurabileceğiniz ne bir kilit var ne de bir sürgü, ne de kapatabileceğiniz bir kapı.
ölmek bir şey değil dostlar her gün ölmek güç
Sayfa 26 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Şiir
Reklam
hem öyle bir ağaç ki şu yaşamak denilen şey her bahar yeniden yeniden tomurcuklanır da yalnız bir bahar çiçeklenir a benim gülüm!
Sayfa 52 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Şiir

Hanifenur Işık

, bir kitap okudu
Puan vermedi·256 syf.·
33 saatte okudu
·
2024 46. kitabı
Erich Fromm
8.5/10 · 4.758 okunma
"Önceleri "Eski güzeldir!" sloganı ile herkes, sahip olduğu şeyleri saklamak, onlara bakmak ve kullanabildiği kadar kullanmak tutumundayken, daha sonra bu anlayış değişmiştir. Günümüzde ise herkes, sanki atmak için satın alıyor gibidir. Günün moda düşüncesi "kullan, tüket ve at!" biçiminde gösteriyor kendini. Yeni bir şey, otomobil, elbise veya teknik bir araç alındıktan bir süre sonra, kullanımından sıkılan ve bıkan kişi, piyasadaki yeni modellere sahip olma tutkusuyla yanmaya başlar. Bunun için de eskisini atar veya yenisi ile değiştirir. "Yeni olan güzeldir!" anlayışı, yani kazanmak, elde etmek, kullanmak ve atmak, çağdaş yaşam düşüncesini belirleyen en önemli alışkanlıklardır."
Sayfa 98 - Say Yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji
"Ama asıl haz, maddesel malları değil, canlı varlıkları mülkiyet altına almaktan doğar. Ataerkil toplumlarda en fakir adam bile, en azından karısının, çocuklarının ve hayvanlarının mülkiyetini elinde tutar, kendisini onların mutlak efendisi olarak görürdü. Olabildiğince çok çocuk doğurulması, insan mülkiyetine sahip olmanın ve çalışmak zorunda olmadan "sermaye birikimi" yaratmanın tek yoluydu. Bütün yükü kadının taşıması gerektiği düşünülecek olursa, ataerkil toplumlarda çocuk dünyaya getirme olayının, belirli bir aşamadan sonra kadının sömürülmesine yol açtığını rahatlıkla ileri sürebiliriz. Anneler ise kendi açılarından, küçük oldukları sürece, çocukları üzerinde egemenlik kurmaya çalışarak, bir denge arayışı içine girmişlerdi. Böylece ortaya garip bir kısır döngü çıkmaktaydı. Sömürülen kadın, çocuklarını sömürmekte, büyüyen çocuklar ise babaları ile birlikte bu kez yine kadına egemen olmaktaydılar. İnsanlara sahip olmak arzusu, ataerkil toplumlarda altı-yedi yüzyıl sürmüştür. Ama bu türlü eğilimler, günümüzde de tam olarak ortadan kalkmış değildir. Fakir ülkelerde ve zengin ülkelerin alt tabakalarında böylesi durumlara sık sık rastlanıyor. Kadınların, çocukların ve gençliğin özgürleşme yolunda attığı adımlar ise, yaşam düzeyinin yükselmesini sağlamış ve sağlamaktadır. Burada akla, Kişilerdeki bu, insanlara sahip olma yolundaki ataerkil eğilim aşıldığında, endüstrileşmiş ülkelerdeki ortalama insanların mal-mülk kazanma, biriktirme ve bunu artırma arzuları ne olacak?" sorusu geliyor. Bunun cevabı, "Sahip olma alanının genişlemesi gerekir," biçiminde olacaktır. Kişinin ilgi alanı gelişip değiştikçe ve bunlar dostlarına, sağlığına, yaşam arkadaşına, gezilere, sanat yapıtlarına, Tanrı'ya ve kendi benliğine doğru yönelip, yayıldıkça, o dar boyutlu mal-mülk tutkusu da
Sayfa 97 - Say Yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji
Reklam