‘İnsanın kendi hayalini, başka hiç kimseye hesap verme zorunluluğu duymadan, paylaşmadan ve tartışmadan, hiç kimseyi inandırmak zorunda kalmadan ama aynı zamanda bir inanca dönüştürecek denli kesinleştirip granitleştirdiği anlar vardır.’
Bir mekanı yer olarak benimseyen kimse kendi özgün varlığını o yere ilikler ve böylece oradan kendisine ve kendisinden oraya bir kımıldatılmazlık katar. Böylece yer kendini mukim olana bir anlam bahşettiği gibi aynı zamanda mukim olanın kendisinden anlam yüklediği bir mekan olur. İnsan ve yer birbirine iliklenmiştir ya da insan giyinmiştir.
‘Görünüşe göre benzeri görülmemiş kazanımlarımıza rağmen, mutluluğumuz gizemli bir cam kubbeye çarpıyor ve daha fazla büyüyemiyor. Herkes için bedava yemek sağlasak, tüm hastalıkları iyileştirsek, dünya barışını garantilesek bile bu cam kubbeyi aşmayı başaramayacağız. Gerçek mutluluğu yakalamak, yaşlılık ve ölümü yenmekten daha kolay olmayacak. ‘