insan gerçekten bir eve mi dönmek ister, yoksa dönmek istediği şey çoktan kaybolmuş bir zamana mı aittir? demir özlü bu soruya cevap vermiyor. ama kitabın tamamı o sorunun etrafında dolaşıyor.
“kadınlar romantizmde çok başarılı, büyüleyici erkeklere kuşkuyla yaklaşmaları gerektiğini de öğrenmeliler; onlar, konuşacak cesareti bir türlü bulamadıkları bir kadını düşünerek günlerce acı çeken ya da bir kutu elma suyunu ve evlilik planlarını geride bırakarak bir sonraki istasyonda inen erkeklerin yaşadığı trajedi ve komediyi hayatları boyunca hiç tatmamışlardır.”
“el uzatmaya değer
soluk alır bir nesne bulamadım
bir gün daha öldü
ey batıdaki mağaralar
beni afyonunuz bağlasaydı da
uyusaydım
bu katı bu sert kente gelmeseydim”