Zorba’nın acısını kıskanarak kendi kendime, “İnsan bu demektir,” diye düşünüyordum. Acı duyduğu zaman, gerçek iri gözyaşları döken. sevinirken de sevincini, ince, metafizik eleklerden geçirerek onu, boşuna harcamayan sıcakkanli ve sağlam kemikli insan!!
"Peki sen neden yazıp da, bize dünyanın bütün sırlarını anlatmıyorsun Zorba?”
“Neden mi? Çünkü ben, senin dediğin o bütün sırları yaşıyordum ve yazmaya vaktim yok da ondan. Bazen dünya, bazen kadın, bazen şarap-bazen santur... Onun
için, şu saçmalar yumurtlayan kalemi ele alacak zamanım yok. Böylece de dünya, kâğıt farelerinin ellerine kaleli; sırları yaşayanların vakti yok: vakti olanlar ise sırları
yaşamıyorlar. Anladın mı?”
Patron hayatı anlamaya çalışırken, Zorba hayatı yaşıyordu
N e diye sana söyleyeyim patron, sen, kusura bakma ama, namuslu bir adamsın. Ne yağsın ne damla. Kışın yorganının dışında bir pire bulsan üşümesin diye içen sokarsın. Sizin gibi,yüce biri nereden anlayacak benim
gibi bir düşkünü ben bir pire bulsam cak diye ezerim ben, bir kuzu bulsam kırt keser, şişe geçirir ve dostlarla tadını çıkarırım.