Alman Aklı Ve Çarlık Rusyanın Tembelliği
Oblomov, aristokrat aileden gelen, uyuşuk uykucu rahatına düşkün, hep erteleyen gerçekçilikten kopuk duygusal bir karakterdir.
Aristokrat sınıfta yetiştiği için, daha çocukken bile bakıcısı uşağı , etrafında dört dönmektedir.
Kendi ayakları üstünde durmayı bilmez, buna gerekte duymaz, ihtiyaçları hep başkaları tarafından karşılanır. Kırılgandır ve kriz zamanlarında dağılır, hep birilerinden yardım bekler. Zamanla armut piş ağzıma düş birine dönüşür. Hem ayranım dökülmesin hem fena şeyler olmasın sözünün vücut bulmuş halidir.
Soltz ise baba tarafından Alman kökenli, rasyonel, disiplinli, çalışkan, pragmatist sürekli üreten, savurganlık sevmeyen, duygularının esiri olmayan soğuk kanlı dirayetli bir karakterdir.
Soltz'u, babası daha küçük yaşta yetiştirir. Kendi ayakları üstünde durmayı öğretir. Kendi göbeğini kendi kesmeyi, yağında kavrulmayi öğrenir.
Bu karakterlerden Oblomov, yıkılmaya yüz tutmuş köhneleşmiş, çağın gerisinde kalmış eskiyi devam ettirmek isteyen yeniliğe direnen Çarlık Rusyasini temsil ederken,
Şoltz ise, Sanayi Devrimi sonrası oluşan kapitalist, yenilikçi Batı Modernizmini temsil eder.
Max Weber'in Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu kitabında ki, işlediği ideal tip tam da Şoltz'a karşılık gelir.
Protestan Ahlakı, Püritanist bir anlayışla sürekli çalışan, kazandığı parayı çar çur etmeyen , birikimini tekrar yatırıma çeviren, ahlaklı şekilde çalışmayı kutsayip ibadet sayan bir anlayışa sahiptir.
Kazanılan para savurgan şekilde harcanmaz , tekrar yatırım yapılır, sermaya sürekli artar, bu döngü son tahlilde kapitalizme sebep olur .