Harabi

Harabi
@Harabi51
Puan vermedi·615 syf.··
2026 12. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 21:26
Alman Aklı Ve Çarlık Rusyanın Tembelliği Oblomov, aristokrat aileden gelen, uyuşuk uykucu rahatına düşkün, hep erteleyen gerçekçilikten kopuk duygusal bir karakterdir. Aristokrat sınıfta yetiştiği için, daha çocukken bile bakıcısı uşağı , etrafında dört dönmektedir. Kendi ayakları üstünde durmayı bilmez, buna gerekte duymaz, ihtiyaçları hep başkaları tarafından karşılanır. Kırılgandır ve kriz zamanlarında dağılır, hep birilerinden yardım bekler. Zamanla armut piş ağzıma düş birine dönüşür. Hem ayranım dökülmesin hem fena şeyler olmasın sözünün vücut bulmuş halidir. Soltz ise baba tarafından Alman kökenli, rasyonel, disiplinli, çalışkan, pragmatist sürekli üreten, savurganlık sevmeyen, duygularının esiri olmayan soğuk kanlı dirayetli bir karakterdir. Soltz'u, babası daha küçük yaşta yetiştirir. Kendi ayakları üstünde durmayı öğretir. Kendi göbeğini kendi kesmeyi, yağında kavrulmayi öğrenir. Bu karakterlerden Oblomov, yıkılmaya yüz tutmuş köhneleşmiş, çağın gerisinde kalmış eskiyi devam ettirmek isteyen yeniliğe direnen Çarlık Rusyasini temsil ederken, Şoltz ise, Sanayi Devrimi sonrası oluşan kapitalist, yenilikçi Batı Modernizmini temsil eder. Max Weber'in Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu kitabında ki, işlediği ideal tip tam da Şoltz'a karşılık gelir. Protestan Ahlakı, Püritanist bir anlayışla sürekli çalışan, kazandığı parayı çar çur etmeyen , birikimini tekrar yatırıma çeviren, ahlaklı şekilde çalışmayı kutsayip ibadet sayan bir anlayışa sahiptir. Kazanılan para savurgan şekilde harcanmaz , tekrar yatırım yapılır, sermaya sürekli artar, bu döngü son tahlilde kapitalizme sebep olur .
Oblomovİvan Gonçarov · Penguin Classics · 200549,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi
Hapisanenin Doğuşu, geçmişten bugüne ceza ve suçlunun dönüşümünü ele alıyor, hatta hukuk kitabı bile denile bilir. 16. 17. Yüzyıllar suçlular azap işkence yoğunluklu ölümlerle cezalandırılırken, 18. Yy, özellikle Fransız İhtilali sonrası hapis cezası öne çıkmaya başlıyor. Azaplı işkenceye bir örnek; "Darağacına çı­kartılarak memeleri, kolları, kalçaları, baldırlan kızgın kerpetenle çekilecek; babasını öldürdüğü bıçağı sağ elinde tu­tacak ve kerpetenle çekilen yerlerine erimiş kurşun, kaynar yağ, kaynar reçine ve birlikte eritilen balmumu ile kükürt dökülecek, sonra da bedeni dört ata çektirilerek parçala­nacak ve vücudu ateşte yakılacak, kül haline getirilecek ve bu küller rüzgira savunulacaktır." Ölüm cezasının basit sıradan değilde bu denli işkenceli olması, iktidarın, gücünü hem suçlu hem cezayı izleyenler üzerinde egemen hâline getirmesi güdüsüne dayanıyor. Eskiden bireyin bedeni cezalandırılırken, modern dönemde ruh cezalandırıyor İktidar hapisane sayesinde bireyi ve toplumu denetler disipline eder. Cezaevleri sadece ıslah veya yaptırım mekanları değil aynı zamanda nesneleştirme, bilgi üretme ve gözetleme alanlarıdır. Fucoya göre, hapishane, hastane, askerî kışla ve okullar iktidarın toplum üzerinde egemenliğini kurduğu, toplumu disipline ettiği yerlerdir. İlk hapishanelerde gözetleme kuleleri vardır. Suçlulular gözetlendiklerini düşünürler, idare bunu bilerek yapar. Gözlemdigini izlendiğini düşünenler davranışlarını ona göre belirler. Fuco bunu Panoptikon kavramıyla açılamaya çalışır, yani izlendiğini düşünen toplum, iktidarın istediği forma dönüşür. Panoptikon, bir yandan insanları korkutarak, bir yandan da kendi kendini kontrol etmelerini sağlayarak toplumsal düzeni sağlamaya çalışır. Panoptikon, George Orwell'in 1984 de ki büyük birader
Hapishanenin DoğuşuMichel Foucault · İmge Kitabevi Yayınları · 20131,381 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2026 1. kitabı
Yassak Gardaşım Yassak! 1940 larin Adanasında geçen Bekçi Murtazanin hikayesi. Mübadele ile Balkanlar'dan gelen göçmen Murtaz, kötü niyetli olmadığı halde rahatsız eden saplatılı bir görev anlayışına sahiptir. Aklını teslim etmiş kör itaatin iyi niyetli temsilcisidir. Disiplin kural yasak söz konusu olduğunda annesine oğluna kızına bile acımaz, iş başında uyuyan kızını döver ve ölümüne sebep olur, oğlu çeyrek ekmek çaldığı için mahkemede yargılanırken, mahkemenin aksine oğlunun ceza almasını ister. İtaat ettiği üstlerinin liyakatli ve bulundukları konumu hak ettiklerini düşünür. Zenginler ve yetkililer Allah'ın sevgili kuludur ve kusursuzdur ona göre, katı disiplini astlarına ailesine fakirlere uygularken , zenginlere üstlerine karşı nefessiz şekilde put gibidir. Üstleri onu takdir etti mi, iki yanına karpuz almış köylü gibi öyle bir şişinir, hatta afferime beş tas su içer:), Disiplin ve görev herşeyin ötesinde ve kutsaldır, paraya mala mülke tamah etmez. Açlıktan ölse de kuyruğu dik tutar. "Ankara' da Devlet hem da Hükümet, yukarda Allah, burda da ben!" Bekçi olmasına rağmen kedini Allah'tan ve devletten sonra ki yetkili sanır, hırslı egolu değildir, görevini en iyi şekilde yapmaya çalışır ama bunu yaparken kantarın topuzunu fena kaçırır. İnsanlar elinde bulundurduğu gücü orantısız bir şekilde kullanırsa ne olur? Murtaza bu sorunun ete kemiğe bürünmüş cevabıdır. İyi niyetli kör itaatin zulüm ve kötülük doğurduğu, "insan kötülük düşünmeden de kötülüğe sebep olur mu" nun cevabıdır Murtaza. Murtaza ne tam salt kötü ne salt iyidir. Bazen sinirden küplere binersiniz bazen acır yanına oturup dertleşmek istersiniz. Romanda işlenen bir diğer konu muhacir-yerli çatışmasıdır. Yaban, yadırgı, muhacir olmak dışardan gelmek ağır bir psikolojidir. Yerini yurdunu kaybetmiş
MurtazaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20184,566 okunma
Puan vermedi·724 syf.··
2026 9. kitabı
Tutunmayangillerdenmisiniz Hep evvelden görürdüm, her kitapçınin baş köşesini süsleyen o kiremit kalınlığında, kaçıncı baskı olduğu üstünde yazmayan , bazı otoritelere göre en iyi Türk romanı yada ilk üçe girer denilen kitap. İlk yazıldığında basacak yayınevi bile bulamıyor Atay. Kapı kapı geziyor yüzüne bakan bile yok. Kimilerine göre anlaşılamadigi için, kimilerine göre ise roman çok iyi olduğu hâlde, adı sanı bilinmeyen birinin böyle bir roman yazmasını kıskandıklari için basılmadigi söylenir. İlginçtir Tutunamayanlar Atay'ın yazdığı ilk roman, sen gel böyle 720 küfür sayfalık roman yaz basacak yayınevi bulama, "galiba yapamadım olmadı" diye düşünmüş yeise kapılmış olabilir sayın Atay. Nedir bu Tutulmayan'larin olayı... Yani kitap olan Tutunamayanlar mı yoksa hayata tutunamayanlar mi diye düşündünüz demi:) valla yazarken benimde aklıma o geldi, ben burda neyi kastettim acaba dedim:) C şıkkı ikiside:) Kitap Selim Işık isimli arkadaşın intiharı ile başlıyor. Turgut Selim'in intiharıni gazeteden öğreniyor. Hikaye genelde Turgut ve Selim üzerinden ilerliyor. Turgut, Selim intihar edene kadar, normal makul vergilerini ödeyen kurallara uyan yurdum insanıyken, Selim'in intiharı ile hayatı bi anda değişiyor. Selim ile Turgut arkadaşlar bunu bilelim önce. Hem Turgut hem Selim, edebiyat dergi sanat sepet işlerine meraklıyken, çevresel sebeplerle mühendis olmak zorunda kalırlar. Ahh be Anadolu, olmak istediği ile olmak zorunda kaldığı  roller arasında kalmış, yaşayan insanlar mezarlığı. Selim mutsuz hiç bir şeyden memnun olmayan, içinde dolmayacak boşluğu olan biridir. Kurallar gelenekler ilişkiler hayatın kendisi, para kazanmak evlenmek çoluk çocuğa karışmak düğünlerde oynamak takı takmak filan bunları hiç sevmez, bu dünyaya ait değil gibidir. Biraz Niçe'ye biraz
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma
Puan vermedi
Esir Şehrin İnsanları Kemal Tahir'in 1956 yılında basılan , Osmanlınin birinci dünya savaşında yenilgi sonrası İstanbul'un işgal yıllarını anlatan romanıdır. Kitabın ana karakteri Kamil beydir. Kâmil iyi eğitim almış Avrupa'da diplomatlik yapmış paşa torunudur. Avrupa'dan Osmanlıya döndüğünde zorluklar sıkıntılar yaşar. İstanbul'un İngilizler tarafından işgal edilmesi karşısında aydınların halkın askerlerin tepkileri farklı farklıdır. Sürekli savaş veren ve savaşlarda yenilen devletin halkı aydını askeri yorulmuştur. Özellikle Balkan Harbi ve birinci dünya savaşında Çanakkale hariç bütün cephelerde yenilmiştir devlet. Ekonomik sosyal askerî ve psikolojik olarak dibe vuran devletin insanları yorgun bitkin umutsuz ve çaresizdir. İstanbul yönetimi başta olmak üzere aydınların ve halkın çoğu büyük devletlerden birinin himayesine ( mandacıcılık) girersek daha hayırlı olacağını düşünürler. Mevcut şartlarda Avrupa'nın büyük devletleri ile baş etmek imkansızdır. Ankara Harekatı olarak bilinen ve Mustafa Kemal Kazım Karabekir İsmet İnönü Refet Bele Rauf Orbay Fevzi Çakmak gibi isimler mandacı ve teslimiyetçi anlayışı kabul etmeyip direnişe mücadeleye başlarlar. Başlatılan bu mücadelenin başarılı olacağına kimsenin umudu yoktur. Çoğunluğun anlayışına göre Ankara'dakiler, devleti daha kötü duruma sokan maceracı serseri hainlerdir. Bi yanda tam bağımsızlık için canlarını ortaya koyanlar bir tarafta İngiliz Fransız Amerikanla biz baş edemeyiz zararın neresinden dönersek kârdır diyenler vardır. Bu iki anlayışın yanında bir de hiç bir şeye karışmayan savaştan veya teslimiyet umurunda olmayan üçüncü bi insan sınıfı vardır. Kâmil mücadele eden tarafta yer alır, Kuvayı milliye adına çıkarılan gazetede görev alır. Yakalanır hapse düşer. Kimlerle çalıştığını girdiği faaliyetleri
1000Kitap
Esir Şehrin MahpusuKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20205,3bin okunma
Reklam