Bir dolunay akşamı. Işıldayıp savrulan, dalgalanıp yuvarlanan, titreşen dalgaların arasında ayrılmamak üzere tutuştuğumuz ellerimizi umutsuz bir silkinişle zorla bıraktığımda dalgalar bir anda kadını yutuverdi. Bir isim haykırdı. Benim adım değildi. 
“Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir.”