Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Daha önce de karanlıkta yaşamış ve yolumu öfkemin aydınlığında bulmuştum. Gitmek istiyordum. Yıllar önce olduğu gibi. Yok olmak. Kelimelerini içtiğim büyük şairlerin “Kaybolup gitti “ cümlesiyle biten hayat hikayelerine benzer biçimde yok olmak istiyordum. Benim için, “İzine rastlanmadı” densin istiyordum. Bütün bunların gerçekleşebilmesi içinse cebimdeki beş kuruştan fazlası gerekiyordu.
Sesimin delip geçmesi gereken başlar, yakınlarımda olanlar değildi. Onlar başkentte yaşıyor ve kravat takıyorlardı. Kanun yapıyorlardı. O kanunlar da beni asker yapıyordu. Beyinlerine gün ışığını sokacak delikleri kulaklarının zararlarında açmam gerekenler, oğullarıyla saklambaç oynayan, ancak sadece bizi sobeleyenlerdi. Bense onların çocuklarını istiyordum. Hemen yanımda. Şınav çekerken. Nöbet tutarken. “Jandarmahh! “diye bağırırken. Ama hiçbiri yoktu…
Yaklaşık iki bin kişi arasında herhangi bir generalin çocuğuyla da karşılaşmamıştım. Onlar da babalarının karnında olmalıydı. Galiba sadece biz doğmuştuk. Sadece biz vardık. Sadece biz. Hiçbir yere sığamadıkları için dışarıda kalmış olanlar.