Sıradan olmayıp yine de fark edilmeyenlere ithafen
Bazen de olmayınca olmuyordu
İhtimallere dayanarak ne zaman yıkılacağını bilmeden sürekli tetikte yaşamak mı bu korkunç dostum
Dm'me yazmayın hanımefendiler ricamdır
- Kıral hazretleri! Zaten bu Tutaşil yalancılık ediyor. 7.000 askerle savaşa çıkıp 100 kişiyle dönüyor, sonra savaşı kazandım diye böbürleniyor. Bu ne gülünç söz! Bu kadar asker kaybeden bir kumandan nasıl düşmanını yenmiş olabilir? Sonra piyade ve süvari kumandanlarını idam edemedim diye üzülüyor. Bu kumandanları bizzat siz tayin etmişsiniz. Onları idam ekmek size karşı en büyük saygısızlıktır. Zaten alnındaki kılıç yarısından da belli ki -savaşta dayak yemiş-. Kaskalar gibi değersiz bir düşmanın karşısında, 120 Savaş arabasıyla 7.000 asker kaybetmek beceriksizliğin şaheseredir. Bu başkumandanı azletmenizi rica ederim.
Vezirler evlerine vezirlik töreni ile dönmek için savaş arabalarına binmek istiyorlardı. Fakat korkak Tutaşil, Kaskalarla yaptığı savaşta savaş arabalarının hepsini kaybetmişti. Başka çare yoktu: Yayan gideceklerdi. Saray bahçesine çıktıkları zaman bütün halkın sızıp yatmış olduğunu gördüler. Büsbütün sızmamış olan bazı gençler birtakım kadınlarla uygunsuz bir durumdaydılar. Bu manzara İlânasam'ın namusuna dokundu
- Alçak hedefler! Utanmıyor musunuz? diye bağırdı. Sarhoş gençlerden biri başına kaldırarak
- Kızma vezir hazretleri sizin çatı altına yaptığınızı biz yıldızların altında yapıyoruz! diye cevap verdi.
Cüce İrdas sarhoşluktan kekeleyerek homurdandı:
-Halkın eşekten farkı yoktur.
Buna da başka bir genç cevap verdi:
- Eşeğin de senden...
Rahip İduskam öfkelenmişti:
- Alçak, vatan haini! Sen bir vezire hangi ücretle bu sözleri söylüyorsun?
-Çok dırlanma! Bu gece kahramanlar gecesidir. Biz de açıkta sabahlamak da kahramanlık yapıyoruz. Yaşasın kıral!..
Ziza açık havaya çıkınca biraz açılmış gibiydi:
- Bu vatan hainlerini idam ettirmeli. Sarayın bahçesinden saygısızlık gösteriyorlar! diye haykırdı.
Başka bir sarhoş yerden kalkarak cevap verdi:
-Yavaş gel vezir hazretleri! Bizi buraya kral çağırdı. Kıralın konuklarını idam ettirmek kırala isyandır. Sen krala isyan mı ediyorsun?
Zaten korkak olan Ziza, bu sözlerden bir büsbütün ürkmüştü.
- Hâşa, hâşâ!.. Ben kralın keleşiyim. Ama sizler bahçesinde namusunu lekelediniz. Bu gecenin kahramanlar gecesi olduğunu unutuyorsunuz...
- Hangi kahramanlar gecesi? Kahramanlar öldüler. Bu gece dalkavuklar gecesidir. Bu şölene konmak için sabaha kadar yaşasın diye bağırdık. Tabii siz de içeride şebek gibi takla attınız. Yaşasın kıral!..
...
- Kıral hazretleri Tanrıların size armağan ettiği şarabı içmeyen bir adamda Tanrıların verdiği güç bulunamaz. Tutaşil şarap içmediği için hastadır. Hasta bir adam orduyu nasıl idare eder? onu savaş tanrısı Zamama değil, yumrucak tanrısı Yarris korumaktadır