l

Liyakat

8 üye
Takip
Hz. İsa (a.s) şöyle demiştir: “İşler üç çeşittir. Bunlardan biri, doğruluğu senin için açıkça belli olandır. Buna hemen uymalısın. İkincisi, yanlışlığı ve kötülüğü açık olan iştir. Bundan da kaçın. Üçüncüsü, senin için, müşkül olandır. Bunu, işin alimlerine havale et ve onlardan öğren."
Sayfa 324 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okudu
Liyakat
Günümüzde işinin ehli olmadığı halde on vazifeyi birden elinde bulunduran ve hatta başka bir görev çıkarsa rüşvet vermeyi dahi göze alarak onu uhdesine almaya kalkan nice kişiler vardır. Bu kişinin yeterliliğine bakılmaz, kâtiplik, iş idaresi ve ahlâkına ya da elinde bulundurduğu bunca işi başarıyla nihayetlendirip nihayetlendiremeyeceğine bakılmaz. Öte yandan işinin ehli, gayretkeş, liyakatli, takdire şayan, tecrübeli nice kişi atıl bırakılarak bir köşeye atılmıştır
Sayfa 230 - İş Bankası Kültür Yayınları, 5. Baskı, 2009 (Farsça aslından çeviren: Mehmet Taha AYAR)·Kitabı okudu
Liyakat
Reklam
"Liyakat kaybolunca teşkilata sadakat kayboluyor" diye sürdürdüm sözlerimi. "Teşkilata sadakat kaybolunca yasaya sadakat de kayboluyor. Yasaya sadakat kaybolunca ülkeye sadakat de bitiyor."
Sayfa 82 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Liyakat
Ezgi Akgül:
Artık bu ülkede liyakat meselesini bir şekilde konuşmanın vakti gelmedi mi hâlâ ya? "Liyakat" Arapçadan gelir ve “Layık olma” demektir. Yani bir görevi, bir makamı, bir sorumluluğu taşıyabilecek ehliyete, bilgiye, karaktere sahip olmak. Yani boş yere orada olmamak. Yani torpille, sadakatle, şunun bunun adamı olarak değil; orada çünkü en iyi o olduğu için bulunmak. Mağarada boğulan asker ciğerlerinden değil, bu ülkenin aklına reva görülen cehaletten boğuldu tam da bu yüzden. Okullarda yitirdiğimiz potansiyel, öğrencilerin zekâ eksikliğinden falan değil, eğitim sistemimizin körleştirilmiş bakışından heba oldu yıllarca. Sahte ilaçtan ölen hasta kimyasallardan değil, bu ülkenin denetim mekanizmasına sızan rüşvet kültüründen hayatını kaybetti işin gerçeğinde. Orman yangınına müdahale eden kişi, arazöz kullanmayı sadece kağıt üzerinde öğrenmişse, planlama birimlerinde torpille oturanlar bölge risk analizini hiç okumadıysa… sonu hep aynı oluyor: Tabutlar. Bayraklara sarılı ölümler. “Bir daha olmasın” diyerek başlayan ama hiçbir zaman değişmeyen manşetler. Bir mühendis, deprem hesaplarını sadece minimum standartlara göre yapmışsa; müteahhit, malzeme kalitesinden tasarruf etmeyi karlılık olarak görüyorsa; denetçiler kolayca rüşvetle ikna olabiliyorsa "Denetimler sıkılaştırılacak" diyerek başlayan ama ilk depreme kadar unutulan sözleri duymaya devam ediyoruz. Örnekler tarihimiz kadar çok. Devlet dediğin yapı, işini bilen insanların omzunda yükselir. Hakkıyla öğrenmiş, hakkıyla yetişmiş ve yerini hak ederek doldurmuş insanların eliyle işler. Artık oturup itiraf edelim kendimize. Liyakatsizliğin ahlaksızlığın bir sonucu olduğunu konuşalım. Kendi oğlumuz, kendi kızımız, kendi akrabamız liyakati olmadan bir işe yerleşince “bizim iş görülsün de” mantığını bırakmadığımız sürece
Liyakat

Liyakat Konusuna Benzer öneriler

a
Akademya Yazıları2 üye · 25 yeni gönderi
Takip
Marcus Aurelius18 üye · 1 yeni gönderi
Takip
k
Kıssadan Hisse9 üye · 1 yeni gönderi
Takip
“Ama genel olarak atamalar, kişisel sempatiye fazla bağlı yapılıyor. Bir göreve en uygun kişi, her zaman en sevimli ya da en hoş insan olmayabilir. Bazen bir reform yapmanın tek yolu, herkesin çok sevdiği kişilere emeklilik vermek ve onları devre dışı bırakmaktır.”
çeviri·Kitabı okudu
Liyakat
Reklam
Reklam