Harputlu

Mutlak anlamda, insanın seçme hakkı hep varolmuştur. Seçim sizindir. Seçim, insan tekine aittir. Tarihte, üçüncü bir yol daha yoktur. Kader, insanları ve milletleri hep sınamıştır. İnsanlar ve milletler de, hep bu iki yoldan birini seçmişlerdir. Seçmişler, ve, ya ateş vadilerine doğru, ya altından ırmaklar akan ülkelere doğru yol almışlardır. Eğer, yüreğinizde bir bulantı, kafanızda bir kuşku hissediyorsanız, eğer varlığınızda bir rahatsızlık, çevrenizde bir huzursuzluk varsa, kader sizi seçmeye çağırıyor demektir. Seçim hakkını kullanmamak da bir seçmedir. Ya size uzatılan ipe sımsıkı sarılıp kurtulacaksınız, ya boynunuzda bükülü bir iple ateş vadisinde dolaşmaya razı olacaksınız. | Rasim Özdenören, Yeniden İnanmak, Nehir Yayınları, 2. Baskı İstanbul 1988, s. 25
Sayfa 25 - Nehir Yayınları, 2. Baskı İstanbul 1988·Kitabı okudu
Din Tasavvuf İnceleme
Reklam
Allah'ın lûtfu mu? Evet, öyle. Kötü ruhların tasallutundan dokunulmaz kalmış birkaç tanrıkulu vardır yeryüzünde daima. Halk dostları, inanç erleri vardır. İlkin cılız da çıksa sesleri, bu ses, şifalı bir yel gibi üflenmeye başlandığında sabah yellerinin uyarıcılığını taşır alınlara. Bir, iki, derken, bakarsınız bütün bir toplum uyanmıştır o bunak uykusundan. O zaman anlar nasıl bir sona doğru itilmek istendiğini. | Rasim Özdenören, Yeniden İnanmak, Nehir Yayınları, 2. Baskı İstanbul 1988, s. 29.
Sayfa 29 - Nehir Yayınları, 2. Baskı İstanbul 1988·Kitabı okudu
Din Tasavvuf İnceleme
İnsanların zihniyetinde vuku bulacak değişiklik yapılmadan tarihin akışına müdahale etmek, onun akışını değiştirmeye kalkışmak, istenen ve beklenen sonuçları değil, toplum için sadece kargaşa ortamının doğmasına yol açacaktır. | Rasim Özdenören, Yeniden İnanmak, Nehir Yayınları, 2. Baskı İstanbul 1988, s. 42.
Sayfa 42 - Nehir Yayınları, 2. Baskı İstanbul 1988·Kitabı okudu
Din Tasavvuf İnceleme
Yaratılmış olan herşeyin bir hakkı vardır. Nefsin hakkı, ona «kul» olma halini yaşatmaktır. Nefsin hakkı kul olmanın gereklerini yerine getirmektir, bunu yerine getirmekten onu yoksun kılmak nefse zulümdür. Biz zulümü daha çok başkaları üzerinde icra edilen bir haksızlık olarak düşünmeye alışmış durumdayız, oysa bir şeyin (veya kişinin) zatı, zulüm fiilini kendine de yöneltebilir. Yani zulmü, zat ken di kendine işleyebileceği gibi, başkaları tarafından da işlenebilir; o zatı hakkı olan şeyden yoksun kılmak, kendiliğinden zulmün zuhurunun illetidir. | Rasim Özdenören, Yeniden İnanmak, Nehir Yayınları, 2. Baskı İstanbul 1988, s. 47.
Sayfa 47 - Nehir Yayınları, 2. Baskı İstanbul 1988·Kitabı okudu
Din Tasavvuf İnceleme
Şu hususu hatırda tutmak zorundayız: İslâm, Allah'ın kendinden razı olduğu bir din olarak indirilmiştir. İnsanlarsa ona razı olmaya mecburdur. Bu mecburiyeti duymayan, zaten müslüman değildir ve bu bakımdan kimsenin onlara bir sözü olamaz. Ama kendisine müslümanım diyen kimsenin, başkalarına şirin görünme adına, dinde yakıştırmalara girişmesi, farkında olmadan kendisinin müslümanlığını reddetmeye varabilir. Dinin, herhangi bir hükmünü değiştirmeye kalkışmak, 'onu bütünüyle iptal etmekle birdir. | Rasim Özdenören, Yeniden İnanmak, Nehir Yayınları, 2. Baskı İstanbul 1988, s. 72.
Sayfa 72 - Nehir Yayınları, 2. Baskı İstanbul 1988·Kitabı okudu
Din Tasavvuf İnceleme
Reklam