Harputlu

İsyan, iradenin kendi içinde bulunduğu şartlara boyun eğmeyip, bir baş kaldırması olmak bakımından hareket (action)'tir. Duşünce ve inanç da harekettir; hatta bilgi harekettir, çünkü, sujenin objeye (benliğin eşyaya) aktif şekilde katılması, onu kendisine maletmesi anlamında, o da hareket olmaktadır. Hürriyet harekettir; çünkü hürriyet, insanın kendi eliyle eşyayı ve kendisini değiştirmesi demektir. Hareket olmadan bu değişim mümkün değildir. İşte bütün bunların çerçevesinde ve en az bunlar kadar isyan harekettir. Topçu'ya göre, insanın ferdiyetini ortadan kaldıran herşey iradenin esareti anlamına gelir. Bu anlamda kendi tabiatımız, kibir ve gururumuz, bizi hareketsiz kılan sosyal dayanışma, bizim kendine körükörüne itaatimizi isteyen toplum, hepsi de bizi esir eden kuvvetlerdir. İrade, bütün bunlarla mücadele etmek için, âdeta kendi başına yetersizdir. İrade, bu yetersizliğine son vermek için, ferdiyeti kurban etmeyecek şekilde, çevresinde halka halka gelişen otoriteyi istiyor. Bu zincirin ilk halkasında aile, son halkasında ise mutlak otoriteden ibaret ilâhî iradeye iştirak vardır. | Nurettin Topçu, İsyan Ahlâkı, Dergâh Yayınları, 4. Baskı: Kasım 2006, s. 21.
Sayfa 21 - Dergâh Yayınları, 4. Baskı: Kasım 2006·Kitabı okuyor
Felsefe
Reklam

Harputlu

, bir kitabı okumaya başladı
Nurettin Topçu
8.8/10 · 1.575 okunma
DAMLALAR ALEM, üç şeyin mecmuundan ibârettir: Varlık, düşünce ve hareket. Bunların hepsini kendinde toplıyan insan, üç şeyin peşinde olmak için yaratılmıştır: Hakikatın, hayrın, güzelliğin. İnsan ruhunda bu üç şeye götüren üç yeti vardır: Zekâ, duygu, irâde. Zekâ, üç yerde kullanılır: Kazanmada, hilede, ilimde. Duygunun üç dünyası vardır: Sanatın, rüyanın ve sevdanın. İrâde üç âleme sığınma kuvvetidir: Hemcinsine, kendi samîmiyetine ve Allah'a. Bu üç yetinin birlikte ve ahenkli olarak barındığı kalb, üç şeyin mahfazasıdır: Aşkın, ümidin ve imanın. Üç şeyi sevmiyen ruh, ölü odaları gibi karanlıktır: Çocuğu, tabiatı, zalimle kavîden başkasına itaatı. Üç kişiye acıyınız: Zenginlikten sonra fakir düşene, şerefli iken zelil olana cahiller arasında kalan âlime. Üç nesneden her yerde kaçmalıyız:
Sayfa 92 - Yağmur Yayınevi, Cağaloğlu - İstanbul 1965·Kitabı okuyor
Felsefe
Yirminci asır bize, her geçmiş asırdan daha dikenli bir yol açıyor. Asrımızın çocuğu, sade nefsinin değil, büyük sanayi canavarının, biri binlerce nefse nazire olan makinenin esiridir; bunların hepsine esir olan bir nefsin esiridir. Anadolunun çocuğu ise, yüzlerce esarete hasret, yüzlerce esire esir bir hayatın günde bin gafletle gıdalanan esiridir. Zâliminden imdâd istiyor. Makineden medet umuyor. Bilmiyor ki makineden Allaha götürecek yol yoktur. İnsanın âlemde yerinin ezelde çizilmiş haritası olan hikmet, tekniği de kucaklar; lâkin teknikden hikmet çıkmaz. Makinenin ne ilmi, ne de aşkı vardır ve her sahada makineleşmek aşka da, hikmete de vedâ etmektir. Makine her sokulduğu yeri harâb eder. İnsan sonsuzluğun, bu bir nevi ruhânî bud-u mücerredin mutlak emri altına girmezse aksi kutupta bulunan makinenin emirlerine esir olacaktır. Din perdesi altında saklanan kin gibi rahmet perdesine bürünen haset de insanın fâni bir varlık olan vücut makinesine esaretinin eseridir. | Nurettin Topçu, Var Olmak, Yağmur Yayınevi, Cağaloğlu - İstanbul 1965, s. 67.
Sayfa 67 - Yağmur Yayınevi, Cağaloğlu - İstanbul 1965·Kitabı okuyor
Düşünce
Bizi kurtaracak ruh bize Hirâ dağında bırakılan mukaddes mîrasdır. O bize, bin yıllık gazâ şehitlerinden rahm-ü şefkat ninnileri ulaştırırken, bugün her biri bir türbe olan kılıçların gölgesinde ilhâmlar, ümitler sunacak. Bize hayat sunacak ruh, ecdat mezarlarından yükselen ruhânî kokuların, cihat meydanlarından yükselen sevdâların, arz üzerinde ilâhi gülşenler teşkil eden düşünceleri dolaştıktan sonra, kalbimize dolduracağı iksir olacak. | Nurettin Topçu, Var Olmak, Yağmur Yayınevi, Cağaloğlu - İstanbul 1965, s. 68.
Sayfa 68 - Yağmur Yayınevi, Cağaloğlu - İstanbul 1965·Kitabı okuyor
Düşünce
Reklam