"Ümmetimden birtakım adamlar gelecek, bunlar yemeklerin çeşidini yiyecek, içilenlerin çeşidini içecek, elbisenin çeşidini giyecek ve konuşurken ağızlarını yayacaklardır. İşte ümmetimin en kötüleri bunlardır."
İzahı: Hazreti Lokman oğluna nasihat ederken şunları söylemiştir: "Yavrucuğum, mide dolarsa fikir uyur, hikmet susar, a'zâ ibadetten kalır..."
Az yemenin birçok faideleri olduğu gibi çok yemenin de birçok zararları vardır. Açlık kalbe cilâ, zihne açıklık ve basîret verir. Tokluk ise kalbi körleştirir, vücuda rehavet verir, mide ile dimağdaki buharı artırır ve insan sarhoş gibi olur, kalbine bir ağırlık çöker. Az yemek bütün günahların menşei olan şehveti kırar ve nefsi terbiye eder. Şübhesiz ki saadet, nefse hâkim olmaktadır. Zinnûnî Mısrî: "Ben ne zaman yemek yediysem, ya isyan etmiş yahud isyanı gönlümden geçirmişimdir." demiştir.
Hazreti Aişe radıyallâhu anhâ dahi: "Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den sonra meydana çıkan bid'at tokluktur. Bu milletin karınları doyunca nefsleri dünya hususunda ğalebe çaldı." buyurmuştur. Açlık, Allah'ın hazinelerinden biridir. Bu hazine sayesinde ilk olarak cinsî şehvet, sonra konuşma iştihası kırılır. Filhakîka aç bir insan fazla konuşmak istemez, bu sayede dil âfâtından da kurtulmuş olur. Az yiyen az uyur. Halbuki fazla uyku, iki cihanda hüsrana sebebdir.
| İsmail Çetin, Âdab, Dilara Yayınları, 6. Baskı: 2015, s. 110-111.