Bu bir takıntı veya aşk değil; içine kapanık ve özgüven yetersizliği bulunan, hastalıklı bir kadının mektubu. Okurken, kadının yaşadıklarına değil, bizzat kendisine acıdım.
Yavaş başlayan, ortalarında hızlanıp sonlarına doğru yeniden yavaşlayan; eksik hissettirse de okuması keyifli, Dostoyevski’nin her zamanki gibi akıcı bir kitabı.