Babam, manifaturacıydı. Kumaş satardı. Müşterilerine kumaşlarının sağlamlığını göstermek için iki avucunun içinde tutar, çekerdi bir o yana bu yana. Esnemez, iz bırakmazsa o kumaş sağlamlığını göstermiş olurdu.
Annem, bütün giysilerimizi babamın kumaşlarından dikti bize.
Babamın ve annemin bazı kumaşların dikişe gelmeyeceğini duyardım kendi aralarındaki konuşmalarından, bize dikilecek giysiler gündeme geldiğinde.
İğneye değer değmez yirilen, teyel tutmayan, sürfileye gelmeyen kumaşlardan yıllarca dayanacak giysiler dikilemezdi.
Şimdi düşünüyorum da insanların mayaları ve yaradılışları, onların kumaşı...Bir kısmı ya dikiş tutmuyor; ya kendilerini iyi bir kumaş gibi pazarlıyor ya da elden ele dolaşarak, pazar pazar gezerek lime lime oluyorlar!
Evet, insan kumaşı!
Dürüstlük, doğruluk, vefa, diğergamlık, mütevazilik, hasbilik ve çalışkanlık ilmekleriyle örülmüş bir kumaş meğer ne kadar değerliymiş!
Ve böyle kumaştan insanlar bulmak; yıllarca kumaş kalitesini yitirmeden kalmak ne de zormuş!
İbn-i Rüşd'ün ruhuna saygıyla!