Harun

Harun
@Harunoktem
Allah'tan korkan, Peygambere sevdalı olan, Osmanlı Hayranı, Milliyetçi ruha sahip sade vatandaş
MUTLU OLMAK İÇİN EVLENİN… Yaklaşık 2 yıl önce Evlenmiş bir adamın evlilik sürecinde yaşadıkları ve bekârlara tavsiyeleri. Yaşım 30’a yaklaşınca ailem ve akrabalarım Daha ne zaman evleneceksin” baskılarını artırdılar. .. Sürekli olarak bir tanıdık kız tavsiyeleri vardı. Sonunda yakın bir arkadaşımın tavsiyesiyle, biriyle görüşmeye karar verdim... Bir akşam arkadaşımın benimle görüştürmek istediği hanımefendiyle dışarıya çıktık. Sakin efendi bir kızdı... Kafalarımız ilk dakikadan itibaren uyuştu.. Evlenme fikri iyiden iyiye kafama yerleşti... Ailelerimiz de hemen hemen aynıydı... Ortalama geliri olan mütevazı yaşan insanlardı... Evlilik konuları açıldığında kendisinden önce evlenen arkadaşlarının nasıl evlilik teklifleri aldıklarından bahsediyor, her detayını uzun uzun anlatıyordu. Sürprizler, organizasyonlar, balonlar, lüks restoranlar, pahalı tektaş yüzükler vs. vs… aslında birçoğu romantik filmlerdeki ya da dizilerdekinin aynısıydı. Muhtemelen kendisi de böyle şeyler bekliyordu... Sonuçta böyle şeyler ÖMÜRDE BİR KERE yapılan şeylerdi...Kendimi hazırlamıştım o akşamki yemekte evlilik teklif edecektim.. Lüks bir restorandan rezervasyon yaptım. Tektaş yüzük aldım. Kıyafet ayakkabı vs.. hazırlandım gittim... Yemekten sonra onun beklediği şekilde dizimin üzerine çöküp evlilik teklif ettim. Filmlerdeki, dizilerdeki gibi. Kabul etti... İkimiz de çok mutluyduk. Tabi bu gecenin bana maliyeti yaklaşık 3 Bin TL oldu.... Sırada kız isteme, nişan, düğün faslı vardı... Bu işlerden çok da anlamadığım için kız arkadaşım bana yapılması gerekenleri söylüyor bende ne lazımsa alıyordum.. Kız istemeye giderken çiçek çikolata devri maalesef kapanmış. Özel gümüş gondol içinde en kaliteli ve en pahalı çikolatalardan almak, en büyük çiçeği yaptırmak gerekiyormuş... E kız istenirken damat şık
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tesettüre düşman olan malum kesime soruyorum: -Müslüman değilsiniz belli. -Rahibeler kapalı, tüm resimlerde Hz Meryem kapalı, bu durumda Hıristiyan da değilsiniz. -Gerçek Yahudi kadınları çarşaflı olduğuna göre, Yahudi de değilsiniz. Sahi, sizin dininiz ne?
Evlilik nedir?
Evlilik, kişilerin birbirlerinin üzerinde gösterdiği maddi ve manevi güç gösterisi midir? 'Ezdirme kızım kendini!' nasihatları mıdır? 'Zengin bulayım, rahat edeyim.' düşüncesi midir? Bir sofrada huzur ve mutluluk olduktan sonra o sofradaki eksikleri görmemenin adı değil midir evlilik? Yanında olduktan sonra, ''Yol da güzel, hüzün de güzel, sen de güzel'' demek değil midir? Kötüleri görmezden gelmek değil midir? Eşinin maddi durumu iyi olmayınca da onun yanında olmak değil midir? Ne ara 'işini eline al, eşine mahkum olma'' zihniyetli insanlar türedi? Ne ara peynir varken, zeytin nerede diyenler var oldu? Ne vakit, ''para güzel, mobilya güzel, sen kötü'' diyenler oluştu? İndirin gardınızı. Kalbinizdeki kötü düşünceleri silin, gönlünüzü rahat bırakın. Çünkü evlilik; Güç gösterisi değil, parasal yaşama alanı hiç değil. Evlilik; İki gönlün birleşmesi, yoluna yoldaş bulunması. Evlilik; ''Kendileri ile huzur bulasınız diye..' (Rum 30/21) başlayan ayetlerin tefsiri. Evlilik Yusuf'a Züleyha, Ali'ye, Fâtıma olmanın adıdır. Ali'ye ihtiyacı olmayan Fâtıma, Yusuf'a mahkum olmayan Züleyha mı olur?... Alıntıdır...
Çok güzelmiş..
İnsanda en kalıcı iz ahlak izidir.. Adam 48 yıl önceki ilkokul öğretmenini parkta görünce, utanarak yanına yaklaşıp "hocam beni tanıdınız mı?" dedi. İhtiyar öğretmen: - Hayır tanımadım. Adam: - Hocam nasıl tanımazsınız!.. Ben ilkokul öğrenciniz M....a. Hocam sınıfımızda bir arkadaşın saati kaybolmuştu. Ben almıştım. Siz de "herkes kalksın ve ellerini tahtaya dayasın, arama yapacağım" demiştiniz. Ben utanmış ve çok korkmuştum. Sizin ve arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakacağım diye soğuk terler döküyordum... Sizden bir komut daha geldi. "Şimdi herkes gözlerini kapatsın." Ortalarda bir yerdeydim. Aranma sırası bana gelmişti. Saati cebimden sessizce almış, devamla, aynı sessizik içinde son arkadaşa kadar aramayı sürdürmüştünüz. Sonra bizi yerimize oturtup bana ve hiç kimseye hiç bir şey söylemeden saati sahibine vermiştiniz. Büyüdükçe içimde büyüttüm bu davranışınızı... Hocam ben şimdi 60 yaşındayım. Düşünüyorum da şu hayattaki en büyük dersi, o gün sizden almışım. Her aklıma gelişinde sarsıldım ve her aklıma gelişinde kendimi sizden kalan erdemin koruyucu gölgesinde hissettim. “Utancı bilerek yaşamak korkunç... Daha da korkuncu, bilerek yaşatmak.” Hocam siz bana o utancı yaşatmadınız. Yaşasaydım unutur muydum, doğrusu bilmiyorum. Ama beni utandırmamanızı hiç unutmadım Hocam. Şimdi hatırladınız mı beni? İhtiyar öğretmen yan yana oturdukları bankta öğrencisine yaslanarak: - O olayı ertesi gün unutmuştum ben. Şimdi sen anlatınca hatırladım Sizlere "gözlerinizi kapatın" dediğimde ben de gözlerimi kapatmıştım. O yaştaki her çocuğun düşebileceği yanılgıya düşen öğrencime karşı içimde bir yargı oluşsun istememiştim. O sen miydin? Bilmiyordum, nasılsın?
İlişkiler
Amel Terazisi
“Eskiler, -Namaza "günün terazisi", -Cuma namazına "haftanın terazisi", -Oruca "yılın terazisi" ve -Hacca "ömrün terazisi" derlerdi. (Yani bu ibadetleri yaparsan amel terazin dengede, yapmazsan terazinin salih amel kefesi eksik.)" (Karadavi)