Siz ne kadar yerinizde durmak isterseniz isteyin, ayaklarınızın altında durmadan dönen bir dünya var. Durmadan hareket halinde olan bir gezegende zihnen ve bedenen durmanın yakışacağı en son canlıdır insan. Çünkü insan 24 saat boyunca hiç durmadan düşünen, çalışan, capcanlı bir beyin taşır.
Bilimin ve düşüncenin cinsiyeti yoktur. İnsan, yaratılış olarak cinsiyetlere ayrılır ama söz konusu düşünce olduğunda bu ayrımın bir hükmü yoktur. İnsanlık tarihi boyunca geriye baktığımızda düşünce tarihinde erkek egemenliğinin hâkim olması, diğer cinsin bu kategoriye neredeyse hiç girememesi, birinin diğerinden üstün olduğu anlamına gelmez; sadece, imkânların bir diğerine daha fazla sunulduğunu, tüm inançların erkek merkezli olduğunu ve yerine göre Tanrı sözü diyerek kadınların gerek düşünce gerekse toplumsal alanlardan soyutlandığını gösterir.Binlerce yıl boyunca bu böyle devam etti. Bir yanlış binlerce yıl sürdüğünde, en parlak beyinler bile bu düşünceyi doğru sayabilir. Ama bugün biliyoruz ki, insan beyni ondan ne istediğimize bağlı olarak çalışır; çalışmasına gerek duymazsanız bu bir buçuk kiloluk oluşumu taşıyarak sadece hamallık edersiniz, ama kullanmayı bilen için bu yük kanatlara da dönüşebilir. Burada kadın ya da erkek olunması hiç fark etmiyor, onu nasıl kullandığınız önemli.