vaktiyle dünya çok soğukmuş. Ülker, Yakut Türkçesine göre Ürgel yıldızının gökte açtığı delikten soğuk rüzgârlar girer ve yeryüzündeki her şeyi dondururmuş. Bir gün büyük bir bahadır çıkmış ve elleri donmasın diye 30 çift kurt derisinden eldiven yapmış ve göğe çıkarak Ülker yıldızının deliğini kapamış. Bunun için de yeryüzündeki havalar daha sıcak ve daha ılık olmaya başlamış.
19. asırda Şamanizm ve Şaman elbiseleri gerçekten çok dejenere olmuştu. Şamanlar artık heybetli görünmek için, bir yığın çıngırakla süslenmiş ve şuralarına buralarına, ellerine ne geçirirlerse, ithal malları da dâhil bir sürü süs asmaya başlamışlardı. Hâlbuki bunların hepsi sonradan ilâve edilmiş şeylerdi. Esas ve öz şaman elbisesi ise daha başka idi. Eskiden her Şaman, kendi kişisel eğilimine (individual phenomena) göre, ilâveler yapamazdı. En orijinal şaman elbisesi, bir "Hayvan- Ata"yı temsil eden ve üzerinde onun belirtilerini taşıyan bir elbise idi. Şaman elbisesinin tek ve öz gayesi, bir Hayvan-Ata'yı kendisiyle sembolleştirmek ve o hayvanı temsil etmekti. Çıngıraklar, demir ve kemik plakalar, artık ikinci derecede gelen eşyalardır. Hiç bozulmamış ve orijinal Şaman elbiselerinde, baş süslerinden tutunuz, ayakkabının süslerine kadar aynı hayvanın belirtileri ve işaretleri görülür ve elbise, bütünü ve tam manası ile bir tek hayvanı temsil ederdi. Elbise üzerine asılan süsler ve çıngıraklar da, yine aynı hayvanın derileri ile kemiklerinden yapılırdı.
Anadolu masallarında da Ala-Geyik, Kaf Dağında oturan Tepe-göz'ün kızı idi . Avcıları peşinden çekerek onları Kaf dağına götürüyor ve onlara kötülük ediyordu. "Geyik de çekti, beni kendi dağına," şarkı ve masalının kökleri, işte, Türk Mitolojisinin bu motiflerinin içinde yatar.