Kızımla konuşurken ona "Bir fakir insan resmi çizsen nasıl bir resim ortaya çıkar?" diye sordum. Ona göre fakir insan bir apartmanda yaşardı. Hâlbuki bana göre tek katlı bir gecekonduda yaşar. Ona göre üstünde yırtık elbise olmazdı. En fazla biraz eskimiş ve ütüsüz olabilirdi. Oysa benim aklıma ilk önce yamalı elbise giyen bir insan geldi. Demek ki kızımla fakirlerimiz farklı. Benimki daha fakir görünüyor. Kelimeleriniz aynı olsa da fakir kelimesine yüklediğiniz anlamlar oldukça farklı. Onlarda kızımla benim gibi aynı yaşta değiller. Başarı ya da başarısızlık da biraz böyledir.
Adalet tartışmaya açıktır. Güç ise ilk bakışta tartışılmaz biçimde anlaşılır. Bu nedenle gücü adalete veremedik, çünkü güç adalete karşı çıkıp kendisinin adil olduğunu söylemişti. Haklı olanı, güçlü kılamadığımız için de güçlü olanı haklı kıldık.
Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?