“Yalnız değilsin,” dedi. Aslında öyleyim. Sorun da bu ya zaten; hepimiz bedenlerimize ve zihnimize sıkışıp kalmış yalnızlarız. Hayattaki tüm arkadaşlıklarımız yüzeysel ve gelip geçici.
Freud Ahlak kavramını açıklarken Komşunu kendin gibi sev sözünü söyleyip bu kalıplaşmış sözün Hristiyanlıktan öncede söylendiğini ve din olmadanda ahlak olabileceğini savunmuştur.Mantıklı.
Freud dinsel inanç öğretilerinin, bireylerin olduğu kadar insanlığın bütününü de etkiledikleri için, daha kesinlikle ispat edilebilmesini istemektedir. Bu noktadan başlayarak Freud tam anlamıyla bir aydınlanma dönemi bilgesi gibi davranmaya maktadır. Eğitimin dindışı, hatta din karşıtı olması gerektiğini savunmaktadır. Böyle bir eğitim hiçbir inanca yer vermeyecek, yalnız akla dayanacaktır. Ona göre bu da bir yanılsama olabilir ama bu denenmelidir. Eğer böyle bir eğitim işe yaramazsa o zaman kesin olarak şu yargıya varılabilir: "İnsan zekâdan yana zayıf bir yaratıktır ve yalnızca dürtü dileklerinin egemenliğindedir."