Tüm Hint, Yunan ve Alman Felsefe yapmaları arasında tuhaf aile benzerliği, yeterince kolaylıkla açıklanabilir. Özellikle de diller arasında yakınlığın olduğu yerde, ortak felsefe gramerinden dolayı - benzer gramer işleviyle, bilinçsiz egemenlik ve yönetimden dolayı demek istiyorum - felsefe sistemlerinin benzer biçimde art arda gelmesi ve evrimi için, önceden hazırlanan her şeyi önlemek oldukça imkansızdır: Diğer bazı dünya yorumlarına, yolun kapalı oluşu gibi. Özne kavramının en az geliştiği Ural - Altay dillerinin alanından olan felsefeciler, büyük olasılıkla “dünyaya” farklı bakacaklar ve Hint - Avrupa ailesinden ve Müslümanlardan farklı yollar bulacaklardır: Belli gramatik işlevlerin çekiciliği, en son durağında, fizyolojik değer yargılarının ve ırksal koşulların çekiciliğidir.- Locke’un, ideaların kökeniyle ilgili üstünkörülüğünü yadsımak için bu kadar yeter
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir kılı kırk yaran sivri akıllı ahlakçı, benim bencil olmayan insana saygı duyup onu üstün gördüğümü söyleyebilir: Ama bencil olmadığı için değil de, bana, kendine rağmen, bir başkasına yararlı olma hakkına sahip göründüğünden.
Biz ahlak dışı olanlar! - Bizi ilgilendiren, sevmek ve korkmak durumunda olduğumuz bu dünya, hemen hemen görülmeyen ince buyrukların, ince boyun eğmelerin işitilmediği dünya, bir “hemen hemen”in dünyası, her bakımdan karmaşık, içten pazarlıklı, dikenli, müşfik: Evet, iyi savunulmuştur, hoyrat seyircilere, aşina meraklara karşı! Ödevin ciddi kumaşını, gömleğini giydirdiler üstümüze, bir türlü kurtulamıyoruz-, onun için de “ödev insanıyız”, biz ha! Kimi kez, doğrudur, “zincirlerimiz” içinde dans ettiğimiz olur, “kılıçlarımız” arasında; sık sık, bu da doğru; dişlerimizi gıcırdatıp yazgımızın gizli zorluğuyla, sabırsızlık duyarız. Ama istediğimizi yapabiliriz: Ahmaklar ve görüntüler bize karşı konuşurlar: ‘Bunlar ödevsiz insanlar” - Her zaman ahmakları ve görüntüleri karşımıza alırız!
Demek ki, halklardır kendilerini teslim edenler, daha doğrusu kendilerini ezdirenler; çünkü kulluk etmeye son verdikleri an üstlerindeki bu yükten de kurtulmuş olacaklardır.