İşte her cemâl ve kemâl sahibi kendi cemâl ve kemâlini görmek ve göstermek istemesi sırrınca, o sultan-ı zîşân dahi istedi ki, bir meşher açsın, içinde sergiler dizsin, ta nâsın enzarında saltanatının haşmetini, hem servetinin şaşaasını, hem kendi san'atının harikalarını, hem kendi marifetinin garibelerini izhar edip göstersin. Ta, cemâl ve kemâl-i mânevî sini iki vech ile müşahede etsin: Bir vechi, bizzat nazar-ı dekaik-âşinâsıyla görsün. Diğeri, gayrın nazarıyla baksın.Sözler
Katip Çelebi bir fetvasayar kitabı görünümünde bir mantık/mizan haritasıyla okuyucuyunun bakış açısını değiştirmeye çalışır. Çoğu kişi kitabın içindekilerden hareketle gerek duyulmayan bir okumanın kendilerini beklediğini hissetse de bu kitap verilen cevaplardan öte cevaplara gidiş yolu dikkat etmemiz gereken. Müellifin ve çağımıza bu eseri taşıyanlarında gayreti bence bu yönde. Katip Çelebi meşrebini yayarak usul ile sulh bulmak gayretinde bir çalışma olmuş.
En temelden; insan neyi bilebilirden giriş yapan kitabımız bildiklerimiz ve bildiklerimize giden yolu öğretirken anlayabilenlere de istikametin Katip Çelebice nasıl sağlanacağını gösteriyor. Bir Osmanlı mütefekkirini tanıma adına bu eşsiz fırsatı kaçırmamanız duasıyla. İyi okumalar.