Eyüp Öztürk ilk kitabı "Velilik ile Delilik Arasında" yakaladığı başarıyı bu kitabında da yakalamış. Carlo Ginzburg'un klasikleşmiş eseri "Peynir ve Kurtlar: Bir 16. Yüzyıl Degirmencisinin Evreni"nde ortaya koyduğu inceleme ve yorumlama metodunu gayet iyi bir şekilde Mehdilik iddiasında bulunan Halep'li köylünün hikayesine uyarlayabilmiştir. Kitap okuyucuya sıkıcı gelebilecek arşiv malzemesini anlaşılır şekilde modern sosyal bilimlerin verilerini kullanarak yorumlamaktadır. Kitapta sadece mehdilik iddiasında bulunan köylünün hayatı anlatılmamakta aynı zamanda köylüyü mehdilik iddiasına iten etkenler ve sebeplerde tartışılmaktadır. Ayrıca kitapta İslam Dünasında XIV asırdır tartışılagelen Mehdilik, Mesihlik ve Müceddidlik kavramları geniş şekilde bol örneklerle tartışılmaktadır.
Post Modern çağın insanının darma dağınık zihnini ve bunun sebeplerini araştırıyor ve örnekleriyle ortaya koyuyor. Kitap 3 ana bölümden oluşuyor ilk bölüm beynin yapısı ve davranışlarımıza nasıl karar verdiğimizle alakalı. İkinci bölüm çağın dağınık zihin hastalığını irdeliyor ve örneklendiriyor. Son bölüm ise bu dağınık zihinlerle nasıl baş edilir ona çözümler ve öneriler sunuyor. Ayrıca kitap teknolojinin insan hayatına ve sağlığına ne kadar zarar verebilecek potansiyelde olduğunu çok iyi gösteriyor.
kitabın kısa özetini yazar şöyle açıklıyor: bu sayfalarda yapmaya çalıştığım, ne bir avrupa sevdası ne de bir avrupa nefreti aşılamaktır. amacım, batı kavramının ve ona atfedilen değerlerin, gerçekte, avrupa tarihinde kazanabileceği anlamlardan hiçbirine sahip olmadığını göstermektir
Kitabı okudum güzel fakat sürümü bitmiş tarihi bilgiler veriyor. Zaten ilk coğrafya eseri olması dolaysıyla önemsiyorum. Çevirisi fena sayılmaz akıcı okurken okuyucuyu zorlamıyor zira önemli olan akıcılık. Çeviri yapan çevirmen 2 şeyi çok iyi bilmesi gerek. İlki çevirdiği dillerin ikisinede tam vukufiyet. İkincisi ise çevirdiği kitabın konusuna ve kitab hangi disipline ait ise o disipline hakim olma. Dolaysıyla çevirmen disipline ait özel kavramlara vakıf olmalıdır. Bu çeviride benim gördüğüm ve ciddi bir hata olarak karşımıza çıkan şey tercümanın anokranizm ve presentizm gibi ciddi hataya düşmüş olması. Örneğin Mukaddesi kitabını hicri 4.yy yazmış o çağda garson, parfüm, ofis, cemevi ne arar. Hasılı kelam "traduttore, traditore" durumuna düşmemek için daha dikkatli olmak lazım diyorum ...
Bu kitabın Vambery'nin eseriyle hiçbir alakası yok. Rusça çevirisiyle karşılaştırdım 150 sayfa eksik. Çoğu bilgiler tercüme değil yeniden yorumlanmış. Tekrardan orijinali esas alınarak çevrilmesi lazım