Yazar eserine başlamadan önce Müslümanların 7. yüzyılda gerçekleşen fetihlerle Yunan, Eski İran, Zerdüştlük, Sabiîlik, Hinduizm ve Buddizm gibi dinlerle temasa geçmeye başladığından bahseder. Daha sonra karşılaşılan ve ilişki kurulan kültürlerin ve dinlerin etkisiyle ortaya konan önemli eserlerden detaylıca bahsedip, Bîrûnî’nin nereli olduğu, nerede doğduğu, aldığı eğitimi, kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verir. Onun doğumu hakkında Yâkut İbn Ebî Usaybia’nın vermiş olduğu tarihle öğrencisi Ebu’l-Fazl es Serahsî’nin verdiği bilgiyi karşılaştırır. Ayrıca Bîrûnî’nin ilmi çalışmalarını on yedi yaşında yapmaya başladığından, ilk büyük eseri olan El- Âsâru’l- Bâkiye’den ve İbn Sina ile fizik, astroloji gibi konular hakkında tartıştığından, Arapça, Farsça, Rumca, İbranice ve Sanskritçe bildiğinden bahseden yazar onun Hint’le nasıl temasa geçtiğinden tıp, eczacılık, felsefe ve astroloji gibi konular hakkında Sanskrit’ten Arapça’ya çeviri yaptıktan sonra Yunan kültürüne yöneldiğinden bahseder. Yazar, Bîrûnî’nin kültürleri başarılı bir şekilde birbirine aktarmasından dolayı aldığı övgülere de yer verir. İlmi kişiliği hakkında objektif, akılcı, eleştirel, araştırmacı ve karşılaştırma metoduna önem verdiğinden birçok yerde bahsederken, bununla birlikte dini kişiliği hakkında da Bîrûnî’nin taassubu sevmediğinden, ayet-hadislere önem verdiğinden ve bilgisinin birçok mezhep farklılıklarını kapsayacak şekilde geniş olduğundan bahseder. Daha sonra Bîrûnî’nin tarih anlayışı ve metodu hakkında bilgi verirken Tenkîhu - Tavârih, Târîhu Eyyâmi’s-Sultan Mahmûd gibi eserlerinin günümüzde mevcut olduğunu dile getirip, Onun tarih çalışmalarının önemli bir kısmını Dinler Tarihi oluşturması bakımından ayrı bir başlık altında değerlendiren yazar bu konu hakkında detaylı bilgiler verir. Yazar,