"İlave edelim ki, bir zamandan beri üniversite fakültelerine ve yüksek mekteplere talebe alışta resmi makamlarca tutulan sakat bir kontanjan usulü gençlerin beğendikleri mesleği tutmalarına ayrıca engel olmaktadır. Tasavvur ediniz ki, eczacı bir babanın eczanede büyüyen oğlu, hazırlandığı ve istikbal beklediği eczacı mektebine giremiyor da buna edebiyat fakültesinin yolunu gösteriyorlar. Yalnız, şahsi kabiliyetler namına değil, memleket hesabına da körlük bu kadar olur.
Hülasa, kuvvet ve kabiliyetlerine göre, meslek tutmamak yüzünden heder olan enerji ve istidatları, bezginlik ve bıkkınlık içinde tükenen ömürleri düşündükçe; iş ve meslek dağılımı bakımından henüz ne kadar geri ve iptidai bir durumda olduğumuzu daha iyi anlıyorum. Üniversite pröfesörlerinden birini tanırım ki, bana bir gün aynen 'Kitaptan ve okumaktan nefret ediyorum.' demiştir. Yine üniversitenin hekim profesörlerinden biri bana bir gün, aynen, 'Hekimlikten tiksiniyorum. Bir hasta görünce tüylerim diken diken oluyor.' demişti. Feci bir şey ve bedbaht bir hayat değil mi? Fakat bu zavallıların kabahati, sırf yanlış bir hayat yolu tutmuş olmalarıdır.
Okuyucum! Tekrar edeyim ki, insan için mevki, servet ve şöhret gaye değildir. Gaye olan saadettir. Saadetin şartı ise, insanın kendi içi ile uyumlu yaşamasıdır. Beni dinle! İçinle, işin ve mesleğin uyumlu olsun. Huzur ve saadet bundandır."
.
Okuyucu notu: 1962 yılında yazılmış bir eser...