Adam: “bizim aşkımız, tıpkı filmlerdeki gibi değil miydi?
Kadın; “ya ne demesiniz!” dedi.
Adam; “O günden sonra sizi ne çok düşümdüm, bilemesiniz” diye ekledi.
Sonra, Yarı esprili bir ifadeyle; “şiirlerinizi yeniden bana okumanızı benim için yazmanızı ne çok isterdim” diyerek, şiir gibi konuşuyordu.
Bir ara ikisi arasında kısa bir sessizlik oldu.
Sonra adam; “Dilara Hanım, biliyor musunuz? Doktorlar; yakın zamanda öleceğimi söylüyorlar. “Yalnızca üç ay bir ömrüm kalmış,” diyor biri. Fazla uzun yaşayamazmışım. Ya kışın ortasında bitermiş, ya da bahara çıkmazmışım! Ah baharda ölmek, sizce haksızlık değil mi? Oysa sonbaharda öleceğimi düşünürdüm” derken, birden masumlaşıverdi gözleri…
Kadın adamın söylediklerini pek ciddiye almamıştı. Onun yine bayat şakalarından birini yaptığını düşündü.
Ona; “güle güle ölebilirsiniz. Fazla düşünmeyin, üzülmeyin lütfen. Ardınızdan helvanızı yapar, Yasinler okuturum! Bir de zahmet olmazsa oradaki yakınlara da selamımı söyleyin”, diye bir de espri yaptı.
Adam; “anlaşıldı, demek ki bana inanmıyorsunuz? İki gözüm, size öleceğim diyorum, üç ay ömrüm kaldığını söylüyorum. Siz hala kayıtsızca, bir de dalga geçiyorsunuz! Ölürsem üzülmez misiniz yani? Biliyorum, bana çok kırgınsınız! Bunun için üzgünüm! Yaşadığımı anlatsam yıllar, yollar yetmezdi. Yazık, size tam da kavgaların ortasında rastlamak talihsizlikti!”