Merhaba Şiir Yüreklim
Bu gece bir serçe kadar ürkek geldim sana
İzin ver de konuşayım bu gece
Ama gözlerime bakma sakın
Gözlerimi görürsen eğer susarım...
Ihanetlerin kollandığı, ihanetlere sahip çıkıldığı bir za anda dik durarak, eğilmeden, bükülmeden yaşamak... Sen, bu zorlukları atlatan yiğittin başkanım. VE GİTTİN.
Bir 25 Mart günü, karlı dağların tepesinden uçuverdin sonsuzluğun sahibine...
Senin gibi bir yiğide ölüm ancak böyle dağ başında, zirve de gelirdi, öyle de oldu...
MEHMET YETEK
Ölmek istemiyorum dedi ama sadece diyebildi, insanlardan bir umut bekledi yavrusunun gözü önünde,belki son kez çırpışıydı kanatlarını tutunabilmek için...
Hiç kimse bilmez.
Sadece şiir olarak okuyup geçer yazdıklarımı
Dedim ya
Hiç kimse bilmez,Karaca Ahmet mezarlığı gibi satırlarımı...
Kim bilir kaç ani defnedildi senin gibi sana benzeyen?
Her şiirin bir öyküsü vardır bende,yalnızlık benim öykündür,yaşanmamıştır yazdıklarım.
Her satır başı,her yalnız karanlık bir sokağı anlatır.
Her virgül aşka verilen hasret,her nokta verilen ayrılıklardır ve son satır mezardır.
İşte orada insanlar hep kefensiz yatarlar.
Kırdılar bizi...
Bile bile canımızı acıttılar sonra hiçbirşey olmamış gibi yüzümüze güldüler.En çokta canım dediğimiz insanlar kırdı bizi.Oysa ki canım öylesine güzel ve öylesine özel bir kelimeydi ki. Bilemediler...İçimiz paramparçayken sessizliğimize vurulan prangaları bile kıskandılar.
Kırıldık...Ve kırıldıkça büyüdük...Oysa bizim daha yaşayamadığımız mutluluklarımız vardı.Hani yarım bırakılanlar var ya işte onlar! Oysaki büyümek için çok erkendi.Içimizde acı biriktirmek için yeterince güçlü de değildik. Gözlerimiz,gülerken parlamalıydı,ağlamaktan değil.Ama öğrendik. Büyüdük çünkü biz.Bizi kırdılar ve kırıldıkça keskinlesti acılarımız. Gerektiğinde kendi yaramıza kendimiz pansuman yaptık. Ve öğrendik...Güçlü olmayı ayakta durmayı gözyaşlarımızı içimize akıtmayı öğrendik.Yarım bırakılan mutluluklarımızın üzerine yenilerini eklemeye çalıştık.Kimi zaman başarılı olduk kimi zaman ise başaramadık.Ama vazgeçmedik. Çünkü biz kırıldıkça büyüdük...