Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şakşakçılar devreye girdi.
Ankara‘nın ismini Atatürk olarak değiştirmeyi önerdiler. Kanun tasarısı bile hazırlandı.
Kesinlikle kabul etmedi...
“Tarih, zorlanmayı sevmeye nazlı bir peridir” dedi.
“Bakın İstanbul’un ismi İstanbul ama, İstanbul deyince hemen Fatih Sultan Mehmet’i hatırlıyoruz. Bir ismin dillerde kalabilmesi için şehrin temellerine sığınmasına gerek yoktur” dedi.
Kuvayi Milliye, namuslu bir insanın yastığının altındaki tabancaya benzer, namusunu kurtarması için hiçbir ümit kalmadığı anda, hiç olmazsa intihar etmeye yarar.
Sivas’a gelir gelmez maiyetinde görev yapan Hacı Dervişi çarşıya göndermiş, büyükçe bir defter aldırılmıştı. Kongre vesilesiyle masrafları, harcanan paraları kuruşu kuruşuna yazdırıyordu.
Bir gün Hacı Derviş dayanamadı...
“Paşam bu hengamede kim hesap soracak” dedi.
Mustafa Kemal in cevabı ibretlikti.
“Gün gelir, millet benden de başkasından da tek tek hesap sorar, biz bugün hesabımızı eksiksiz yazalım, millet de yarın parasının nereye harcandığını bilsin” dedi.
Çevresinde duyduğu bazı acımasız kıyaslamaları yazıyordu. “Avrupalılar bizim nazarımızda tamamen ahlaksız, biz onların nazarında tamamen vahşi” diyordu.