"Leyla?"
Yere düşmedi, göğe de çıkmadı. Sadece sert bir rüzgar
esti, elimdeki elbise parçasını savurdu. Sanki tüm ciğerlerim
Leyla'yla doldu. Hücrelerime kadar hissediyordum Leyla'yı.
Damarlarımdan kan değil Leyla'nın saçları uzanıyordu sanki
kalbime doğru. Terlemeye başladım. Ateşler içinde yanıyordum. Ağlamaya başladım. Gözlerimden kumlar aktı. Mideme sert bir darbe yemiştim sanki. Kusmaya başladım. Ağzımdan
kumlar boşaldı. Ellerime baktım. Parmak uçlarımdan başlayarak bileklerime kadar kum olup eridi ellerim. Önce ayakkabım kumla doldu, ardından dizlerime kadar kum içinde kaldım. Bacaklarım, kollarım, yüzüm, saçlarımın uçlarına
kadar kum olup eridim. Kendi çölünde kaybolan bir Mecnun
değil, kendisi çöl olan bir Mecnun oldum. Şimdi Leyla bir
rüzgar esintisi. Bense çölde bir kum tanesiyim. Belki şu koca
çölde bir meltem eser diye bekliyorum. Eser de Leyla bir kez
olsun bana dokunur diye bekliyorum.