En iyi giriş sözü olan kitaplar zaman zaman gündem olur. Kimi Tolstoy'dan Anna Karenina, kimi Dickens’ın İki Şehrin Hikâyesi, kimi de Orhan Pamuk’un Yeni Hayat romanını örnek verir. Ben de o kitabımı buldum ve bu kitabın giriş sözünü hiçbir kitabın giriş sözüne değiştireceğimi sanmıyorum.Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda adlı kitabı, bence en iyi giriş sözüyle başlıyor.
“Ama biz senden kadınlar ve kurmaca yazın konusunda konuşmanı istemiştik. Bunun insanın kendine ait bir odası olmasıyla ne ilgisi var, diyebilirsiniz.”
Bu başlangıçi, diğer kitap örneklerindeki gibi çok havalı, çok vurucu gelmeyebilir size. Oysa bütün kitabın anlatmak istediğini içeren ve hatta kadın hakları konusunda anahtar olan bir cümle. Kitaptaki her bilgi, her örnek, kadınların kendine ait bir odasına açılıyor. Virginia Woolf, kendine ait bir odamızın ve yeterince paramızın olması gerektiğini her cümlesinde kanıtlıyor. Bütün kendine ait odalar, bu kitaba ve özellikle bu giriş cümlesine açılıyor.
İnsan, yüzyıl öncesinde yaşamış bu değerli yazarın ileri görüşüne, hatta dehasına hayran kalıyor.
Virginia Woolf, uzun zamandır okumaktan kaçındığım bir yazardı. Hem bunalımlı hayatı hem de intihar ederek yaşamına son vermesi, onu okumaktan kaçınmama neden oluyordu. Nerede karşılaşsam görmemezlikten geliyordum. Nereden bilirdim ki yazdıklarının bana bir şifa ve kelimelerinin zihnimde ışıklar saçacağını…
Bu kitap, zihnimde anlam veremediğim duygu ve düşüncelere şekil kazandırdı. Bazen yazdıklarımın daha çok eril olduğunu fark ederdim. Bazen kadın yazarların yazdıklarını dudağımı bükerek okurdum. Meğerse bu, içimdeki erkek yanımın ağır basmasındanmış. Belki de maruz kaldığım erkek edebiyatı içimde zaten varolan erkek tarafımı güçlendiriyordu. Dudak büktüğüm konu kadın yazarların kadın karakterlerini