Mor Salkımlı Osmanlı
Mor Salkımlı Ev, Halide Edib Adıvar'ın kendi hayatını anlattığı bir anı kitabı. İlk bölümde daha çok çocukluğunu, bir roman tadında okuyoruz. İkinci bölüm ise tamamen Osmanlı'nın 1900'lü ilk yıllarının başından, 1920’li yıllara uzanan bir panoramasını sunuyor. Halide Edib'in çocukluğu ve Osmanlı'nın son dönemleri, olayın ironisini oluşturuyor.
Halide Edib'in çocukluğunu okurken, hayatının nasıl şekillendiğini anlamak mümkün. Annesiz büyüyen bir çocuğun, bütün ihtiyaçları karşılanmasına rağmen dolmayan boşluğu hissediyorsun. Annesizlik, Halide'yi duygusal zekâsı yüksek bir çocuk yapmış. Tabi bunda, kendi babasının Osmanlı bürokratı olması ve anne tarafından yine İstanbul kültürüyle yetişmesi etkili olmuştur.
Mor Salkımlı Ev, çocukluk yıllarında devreye giriyor. Koşup oynadığı, her evde izini aradığı bu Mor Salkımlı Ev aslında “haminne” diye hitap ettiği anneannesinin evi. Halide'nin şansı, annesini kaybetse de anne kokusunu aldığı anneannesiydi. Belki de bu yüzden Mor Salkımlı Ev sadece fiziki özelliğiyle bağlandığı bir yer değil, ruhsal olarak Halide'nin uğrak noktasıydı. Bu nedenle Mor Salkımlı Ev, Halide için sadece çocukluğunun geçtiği güzel bir ev olarak kalmaz, bütün hayatını etkisi altına alan bir sembol haline geliyor.
İkinci bölüme ise ben Mor Salkımlı Osmanlı demek istiyorum. Halide'nin çocukluğunda Mor Salkımlı Ev nasıl etkisini hissettiriyorsa; 1900'lü yılların dünyadaki siyasi ve sosyolojik değişim atmosferinde savrulan, durulan, yanan, pişen bir Osmanlı görüyoruz. Günümüzde "Türkiye gündemi hiç durulmuyor! " diyoruz ya, Osmanlı'nın o döneminin yanında solda sıfır kalır. 1908 yılında darbeyle ll. Meşrutiyet'in ilan edilmesiyle ilk önce hürriyet rüzgarı esip geçse de daha sonra dünyadaki siyasi konjonktür tıpkı bir tespihin ipinin