Ölü Canlar Bugün 10 sayfa okuyabildim. İş açısından yoğun bir gündü ve yorgunum. Çiçikov arazide Rus toprak sahiplerini gezip yoklarken, okuyucu da harika karakterler sunuyor. Bugün okuduğum bölümde toprak sahibi kişinin ayıya benzer, iri, hantal resmini çizerken; evinin ve arazisinin de nasıl kendi yapısına uygun olduğunu yazmıştı. Edebiyatın güzel yanı da bunları okumak. Tekrar teşekkür ederim Sevgili Gogpl!
Ölü Canlar Bugün Ölü Canlar'dan 23 sayfa okudum. Yaklaşık 360 sayfa kaldı ve bu hızla 18 günde bitecek.😎 Neyse bugün Çiçikov sert kayaya çarptı. Bu kadar uyanık ve herşeyi hesaplayan bir karakter nasıl böyle bir hataya düştü. Zaten kendine kızdı. Ama her uyanık gibi şans ondan yanaydı. Ucuz yırttı. Hey Çiçikov her şey tereyağından kıl çekecek gibi kolay olacak sandın değil mi? O işler öyle olmuyor Çiçikov!
Ölü Canlar Merhaba bugün Ölü Canlar'dan 20 sayfa daha okudum. İyi gidiyor. Ama kafama Ölü Canlar'dan daha çok Gogol'un yaşadıkları takıldı. Yaşadığı psikolojik buhranlardan dolayı çalkantılar yaşıypr. Hatta Ölü Canlar'ın devam bölümlerini yakıyor. İnanç yönünden katı bir hayatı seçiyor ve yazı tarzı değişiyor. Anlayacağınız 1835 lerdeki Gogol'la, 1845'lerdeki Gogol aynı Gogol değil. Düşündümde dehşet derecede edebiyat yapan yazarlar çok sağlıklı bir ruh halinde olmuyorlar. Bu yazarları çoğaltabiliriz. Zaten dünyada bir şeyi değiştiren, bir eser ortaya koyan ender insan her insan gibi olamaz. Bu durum insanlık için faydalıyken bir bakıma kendileri için yıkıcı olabiliyor. Bir sanatçı dünyaya bir eser bırakırken bir yandan kendini yok ediyor. Dünyaya bedel bir eser bırakmak öyle her baba yiğidin harcı değil. Akıl işi hiç değil...