"Doğrusu, bilemiyorum" dedi, "daha önce hiç ölü can satmamıştım."
Gogol'un Dante'nin İlahi Komedyası'ndan ilham alarak yazmaya başladığı Ölü Canlar, Rusya cehenneminde başlamış, arafı tamamlanamamış, cenneti ise hiç kaleme alınamamış bir eser olarak günümüze kadar gelebilmiştir.
Ölü Canlar eserini okumadan önce Gogol'un hayatı hakkında biraz bilgilenmek yararlı olacaktır. Yordam Edebiyat tarafından basılmış ve Nuri Yıldırım tarafından Türkçe'ye çevrilmiş bu basımın sunuş kısmında Gogol ve Ölü Canlar esei hakkında faydalı bilgilendirmeler yer alıyor.
Ölü Canlar, Gogol için bir epik şiir, kendisi de bu eserin bir epik şiir olduğunu kitabının içerisinde de belirtmiş. Bundan, İlahi Komedya'dan esinlendiğini bir kez daha anlıyoruz. İlk cildini tamamladıktan sonra uzun bir süre ikinci cildi yazmamış. Yazdıklarını ise buhran ve kriz anlarında yakıp yok etmiş. Bu aradaki dönemde, manevi kırılmalar yaşamış hacca gidecek kadar kiliseye ve dine bağlanmış. Hatta, ikinci ciltte kilise etkisiyle çok daha farklı bir eser çıkarttığı ve ilk Ölü Canlar'dan çok farklı olduğu için karşı çıkanların da olduğu belirtilir. Nihayetinde, delilik ile dahilik arasında savaş veren Gogol, eserini tamamlayamadan aramızdan ayrıldı.
Ölü Canlar, Gogol'un o meşhur hicivli dili ve olağanüstü anlatımı ile Rus toplumunu her yönüyle ele almış. Baş kahramanımız Pavel İvanoviç Çiçikov ile ölü canlar için bir yolculuk hikayesi gibi başlayan eserde, aslında Rus toplum eleştirisi yer almaktadır. Rus serflik sistemi, soylu tabakası, köylüler, devlet yönetiminin açıkları, toplum ahlakı, toplumsal eşitsizlik gibi konular hakkında karakterler üzerinden mizahi bir dille yergi vardır.
Çiçikov, ölü canları neden satın almak istemektedir? Bu ölü canları satın alırsa ne yapacak? Peki, bu yasal mı? Soruların yanıtını