Bir savaşın haklısı,galibi olabilmek için sonuna kadar savaşmak ve yenmekten başka çare olmadığını işte ben o zamanlar anladım.Ya savaşacak yenecektik ya da ölecektik!
Benim anladığım gerçek mutluluğun da bir rastlantı sonucu olmadığını,yaz yağmuru gibi birden bire başımıza düşmediğini söylemeliyim.Gerçek mutluluk yavaş yavaş,azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla,çevremizle,çevremizdekilere karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır.Mutluluk birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor.