“ . Şöyle: Parti, iktidarda olmayı, yalnızca kendi çıkan için istiyor. Baş kalarının iyiliği bizim umurumuzda değil, bizi ilgilendiren yalnızca iktidardır. Servet, lüks, uzun yaşamak ya da mut luluk değil, yalnızca iktidar, salt iktidar.”
“ Parti, zayıfların ebedi koruyucusu, iyilik olsun diye kötülük eden, başkalarının mutluluğu uğruna kendi mutluluğun dan vazgeçen, bu yola baş koymuş bir mezhepti. Ama korkunç olan, diye düşündü Winston, O'Brien'ın bütün bunları inanarak söyleyecek olması.”
“ Parti iktidarda olmak istiyordu, çünkü halk kitleleri özgürlüğü kaldıramayan ya da gerçekle yüzleşemeyen, dolayısıyla kendilerinden güçlü birileri tarafından yönetilmesi ve sistemli bir bi çimde aldatılması gereken zayıf, korkak yaratıklardı. İn sanlar özgürlük ile mutluluk arasında seçim yapmak zorundaydı ve büyük çoğunluk mutluluğu seçiyordu. “
"SABAH her şey başka türlü olur, diye dilemiştim uykuya dalmadan önce. Bu duygumu uyandığımda aynı yerde buldum. Bu duyguyla kalktım yataktan. Ona güzel bir kahvaltı hazırlar, sonra uyandırır, güzel bir güne başlarız, diye iyimser duygular yeşertmeye çalışıyordum içimde. Oysa uykusuz bir gece geçirmiş, uzun kâbuslar görmüştüm ve bu sabah kendimi tam bir paçavra gibi hissediyordum. Benimle ancak yer silinebilirdi. Böyle zamanlarda yüzümün bütün defolan çok daha büyüyerek görünür gözüme; nitekim yüzümü yıkarken, sonsuza dek kendime küsecekmişim gibi geldi bana."
"Derken bir Bay geçti karşıdan, bir vakit durumu izledi, sonra niçin akbabaya ses çıkarmadığımı sordu. "Ne yapabilirim ki!" dedim. "Geldi, haydi gagalamaya başladı; kuşkusuz ilkin kovmak istedim, hatta boğacak oldum kendisini; ancak, böyle bir hayvanın gücüne diyecek yok. Baktım hemen suratıma atlayacak, ben de ayaklarımı gözden çıkarmayı uygun buldum; artık didik didik edilmelerine de bir şey kalmadı." - "Vallahi bilmem ki neden bunca işkenceye katlanıyorsunuz!" dedi Bay. ""Bir kurşun akbabanın işini görür hemen." - ••ya?" diye sordum ben. "Peki bunu siz yapar mısınız?"