Uyumsuzun biriydim ve hayat yetişmeye çalıştığım her vagondan beni dışarı atıyordu. Kollarımdaki derman tükendiğinden tutunmayı da bıraktım, içimdeki düşmanla boğuşmaktan usanmıştım.
Burkay ölmekle ızdıraptan kurtulmuş olmadı. Her yıl bahar olup çiçekler açtıkça, Açığma-Kün'ü görüp sevdiği çam ağacının
yanında ruhu dolaşıyor, «Izdırap çekiyorum. Sen de beni seviyor musun?» diye inliyor. O günden bugüne kadar bin yıl geçtiği halde Burkay her bahar orada ağlıyor. Yanında duran Açığma-Kün «Sus, sus, ben de ızdırap çekiyorum.» diye yanıp yakılıyor. Fakat «Ben de seni seviyorum.» demiyor ve yıllar böylece akıp geçiyor...