Kitap mektuplardan oluşuyordu ve yaşananlar bu mektuplarla anlatılıyordu. Kitap Refik Cemal’in arkadaşı Server’e, Neriman ile evleneceğini bildirmesiyle başlıyor. Sonrasında Neriman’la evlenmesi Neriman’ın Handan’a olan bağlılığı ve Handan başka bir ülkede olmasına rağmen sürekli hayatlarının her yerinde olması ile devam ediyor.
Handan’a gelecek olursak çok değişik ve çalkantılı bir ruh hali olduğunu çekinmeden söyleyebilirim. Nazım’ın ona evlenme teklifi etmesi ama onun kabul etmemesi ardından kısa bir süre sonra Hüsnü Paşa’yla evlenmesi ile Nazım’a neden bunu yaptın diye düşünüyor insan. Bu olaylardan sonra Nazım’ın hapse düşmesi ve orada intihar etmesi aslında intihar sebebinin Handan olduğunu da açıkça belli ediyor. Handan bu olaylardan sonra derin bir vicdan azabı duyuyor bence çünkü sonrasında kendini mutluluğa ve sevgiye çok da layık görmediğini anladım ben. Handan gibi dik duruşlu bir kadının ona her türlü aşağılamayı yapan Hüsnü Paşa’ya takıntısı ve o ne yaparsa yapsın onu beklemesi kendini ondan başka kimseyle düşünememesi çok garipti. Handan genç bir kadındı ve önünde yaşanacak çok hayat vardı. Fakat Handan Hüsnü Paşa’ya takıntısından hasta olup yataklara düştü.
Handan penceresinde olaylar böyleyken bir de Neriman var ki kocasına açıkça Handan sana göre siz Handan’la daha iyi olurdunuz gibi cümleler sarf eden bir Neriman. Kocası ona çok bağlıydı fakat o sürekli kocasının aklına bu fikri sokuyordu. Handan’ı kendinden çok daha mükemmel görüyordu belki bunların payı vardı ama saçmaydı. Refik Cemal ise Handan hasta olunca onunla çok fazla ilgilendi. Birbirlerine aşık oldular. Handan hasta yatağında bir de en kıymetlisi Neriman’ın kocasına aşık olduğunu hissetmesiyle hastalığı daha da kötüleşti.
Kitabı okurken karakterleri asla anlayamadım herkes farklı
HandanHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20197bin okunma
Burkay ölmekle ızdıraptan kurtulmuş olmadı. Her yıl bahar olup çiçekler açtıkça, Açığma-Kün'ü görüp sevdiği çam ağacının
yanında ruhu dolaşıyor, «Izdırap çekiyorum. Sen de beni seviyor musun?» diye inliyor. O günden bugüne kadar bin yıl geçtiği halde Burkay her bahar orada ağlıyor. Yanında duran Açığma-Kün «Sus, sus, ben de ızdırap çekiyorum.» diye yanıp yakılıyor. Fakat «Ben de seni seviyorum.» demiyor ve yıllar böylece akıp geçiyor...