Mutluluğun kendiliğinden gelmesini beklemek gerçekçi değildir. Özellikle sorunlar, sağlık problemleri, ekonomik zorluklar veya ailevi yükler gibi durumlar karşısında mutluluğu koruyabilmek için çaba göstermek gerekir. Çabanın yanında kabullenmek de önemlidir. Değiştiremeyeceğimiz durumlara direnmek, enerjimizi boşa harcamamıza neden olur. Yapamayacağımızı bildiğimiz şeyleri kabullenmek, mutsuzluğun büyümesini engeller. Gerçek mutluluğa giden yol, çaba ve teslimiyet arasında kurulan dengede gizlidir.
Bazı insanlar sürekli olarak başkalarının kendilerine zarar vereceğini düşünür. Sürekli suistimal edilecekleri, arkalarından iş çevrileceği korkusuyla yaşarlar. Bu paranoyanın altında kişinin kendi yeteneklerini abartması yatar. Bir şeyi başaramadığında, sorunu dış etkenlerde arar. Oysa gerçek çözüm kendi sınırlarını kabul edebilmekte yatar. Kişi, kendisinden yalnızca gerçekten yapabileceği şeyleri beklemelidir.
Hiçbir şey işe yaramıyormuş gibi göründüğünde, gidip önündeki kayayı parçalamaya çalışan bir taş kırma makinesine bakarım. Belki de bir çatlak bile oluşmadan 100 kere darbe indirmek zorundadır. Ancak 101. darbede taş ortadan ikiye ayrılır ve ben bunu başarının son darbe değil öncesinde inen darbelerin hepsi olduğunu bilirim.