"Yanlış da olsa düşünmek hiç düşünmemekten daha iyidir." Ne güzel söylemiş Hypatia.
Bir kadın olarak 1600 sene evvel erkek egemenliğine tek başına kafa tutmuş bir düşünürdür, filozoftur, insandır. Özgürlüğün önemini, kendinin özgür olduklarını zanneden, esaret altındaki insanlara bıkmadan usanmadan anlatmaya çalışan kişidir, Hypatia.
Bu kitabı okumadan önce bu özgür kadını tanımıyordum. Yaklaşık 17-18 kısa bölümler içeren bu kitap Hypatia'nın öğrencisi olma isteği uyandırdı bende. Her bölümde farklı bir ders vardı sanki. Ve kitabı okurken altını çizmeden geçilemeyecek o kadar fazla paragraf, cümle ve kelimeler vardı ki; hem gözünüz hem kaleminiz kitaptan bir an bile ayrılmadan kitabı okuyorsunuz.
Kitabı bitirdiğimde ise hayatı zorluklarla geçen ama özgür olma fikrinden asla ödün vermeyen bir kadınla tanıştım. Düşüncelerinin yanı sıra kadın olmasından dolayı vahşice katledilen bir kadın, bir insan...
Düşüncelerin cinsiyetinin olmadığını, tekrar tekrar düşünmemiz gerektiğini ve özgürlük ve esaretin türlerini öğreniyor insan okudukça. Daha da düşündükçe gerçekten özgür müyüm yoksa esaret altında mıyım, diye düşünüyor insan. Özgürlüğün cesaretle ilişkisini, esaretin ise korkaklığın sonucu olduğunu anlıyoruz.
Bu kitap bugün bana düşünmem gereken çok şey verdi. İyi mi oldu derseniz evet sonuçta "Yanlışta olsa düşünmek hiç düşünmemekten daha iyidir."