Bazen kenara çekiliyorum!
Sessiz,sedasız duruyorum.
Unutturuyorum kendimi!
Unutuluyorumda!
İzliyorum, bakıyorum etrafa.
Eşe,dosta,cana,canana...
Koca bir girdabın içinde buluyorum kendimi.
Uçsuz, bucaksız bir sonsuzlukta kayboluyorum..
Tek başına olduğun hayat yolculuğunda,
Aslında kimsenin tam olmadığını, olamayacağını hatırlıyorum...
Sessizliğime vücut buldurmaya çalışmıyorum.
Unutulmama anlam vermek için çaba sarfetmiyorum.
Susuyorum, bekliyorum!
Sessiz, sedasız yazıp, çiziyorum.
Yok yok kimin ne olduğunu, ne kadar olduğunu değil!
Kendimi, kendime yazıyorum.
Bilinmeyen yönlerimi duyumsuyorum o sessizliklerde.
Kendim kendime yudumluyorum çok acı içemediğim kahvemi.
Etrafa bakmayı, beklemeyi bırakalı çok oldu.
Hiç bir duygu, hiç bir giden, hiç bir gözden düşen geri gelmezmiş öğrendim susarken...
Kimsenin takdir etmesini beklemeyi de çok oldu.
Eleştiri yapmayı ilke edilmiş insanların, empati kuramadıklarını öğrendim o kenarlarda.
İnsanın yalnız doğup, yalnız öleceği, yalnız toprağa gömüleceği bu geçici dünyada;
Ben gönlünü ortaya koyanlarla, gönlünü ölmeden toprağa gömenleri göreli çok oldu..
Anlaşılmak gibi bir derdimiz vardı.
Ne zaman ki kendimizi anlatamadığımızı fark ettik,
İşte o vakit susmalar Dostumuz oldu diyen
Mevlanayı dinleyip Susmayı seçtik...