Yirmi yíl sonra aynı şarkılar çalıyor. Elli üç yíl öncesi çekilmiş bir film gösteriliyor. Yirmili yılların, ellili yılların giysileri vitrinleri dolduruyor. Açlık, savaş , geri kalmışlık ve inanılmaz felaketlerle ilgili haberleri kitleler , masal dinler gibi dinliyor. İşte böylesi bir yaşam önümüzden gelip geçiyor. Sen kendi duvarlarının gerisine çekiliyorsun. O, kendi duvarlarının gerisine çekiliyor. Bir başka kentte , bir başka ülkede. Herkes bir başka dili konuşuyor. Ya da anlamaya çalışıyor. Aynı dili konuşan iki kişi yok.