Günbatımını izlemek için koyulduğu yolda, kulağına çalınan bir ses "hadii sen de bin son 2 3 kişilik yer var. 1 tur 150 senin için 50 lira olsun."
Olsuuun. Binelim bakalım...
Teknenin en uç noktasında minicik bir yer bulup, güneşin kızıllığına,derinden gelen denizin tuzlu kokusununa, teknede insanların hararetli konuşmalarına , çocukların sevinç cığlıklarına , çalan hareketli müziğe inat sessizliğine bürünüp; kendini ne kadar ihmal ettiğini, günlük hayatın ritmine o kadar çok kapılıp gitmişti ki kendi sesini duyamaz olmuştu. Hoş duysa ne olacaktı?Başkalarının hayatına dokunup kendi için ne yapmıştı ki?
Belki de başkalarının hayatını kolaylaştırmak için vardı.
İçinde kopan fırtınaları birine anlatmak istediğinde nedense kimseyi bulamamıştı. Hep dinlemişti. Dinlediklerinin ağırlığı altında ezildi... Bilidiğiyle gördüğü çelişiyordu çünkü. Hangisi gerçekti? Ya görüldüğü gibi değil ya da ya da ya da...
Derken denizden esen meltemin sıcaklığı vücudunu sardı, sanki bir dost bir sevgili gibi. Ben yanındayım dercesine. Güneşin yanağına kondurduğu sıcacık buseyi hissederek daha da dalıp gitti...